Cilt Kanseri Nedir

Ocak 31, 2010

Bütün kanser türleri içinde deri kanseri en sık görülenidir. Deri kanserinden korunmak için yapılması gereken güneşten korunmaktır. Güneşe aşırı maruz kalma (bronzlaşma dahil olmak üzere özellikle su toplaması ile seyreden ikinci derece güneş yanıkğı) deri kanserinin temel sebebidir. Daha az önemli faktörler tekrarlayan tıbbi ve endüstriyel X ışınlarına maruz kalma, yanık veya yara izi bırakarak iyileşen cilt hastalıkları, kömür katranı veya arsenik içeren maddelere mesleki olarak maruz kalma ve ailede cilt kanseri bulunmasıdır…

* Güneşin dünyaya en dik ulaştığı saatler olan saat 10.00 ile 16.00 saatleri arasında güneşten korunun. Güneşin yeryüzüne dik ulaştığı saatlerde gölgeniz kendi boyunuzdan daha kısadır.
* Açık renkli sıkı dokumalı koruyucu giysi ve geniş şapka kullanın.
* Koruma faktörü en az 15 olan güneşten koruyucu kremler kullanın.

20 dakika güneşte kaldığında güneş yanığı geçiren bir kişi, 15 faktörlü bir güneşten koruyucu kullandığında 15 kat daha fazla süre (300 dakika) yanmadan güneşte kalabilir. Bununla beraber güneşten koruyucu kremler kullanarak da güneşte fazla kalınmamalıdır. Çünkü UVA gibi güneş ışınları ki bunlar derideki bağışıklık sistemi ve deri yaşlanmasında sorumludur, güneş koruyucular olsa da deriye ulaşabilir.

Güneşten koruyucu kullanımına çocukluk döneminde başlayın, çünkü yaşam boyu güneşe maruz kalmanın % 80′i 18 yaş altında olmaktadır. 6 ayın altındaki bebekler uzun süre güneşe maruz kalmamalı, eğer kalacaksa güneşten koruyucular kullanılmalıdır.

Güneşten korunma ile ilgili ayrıntılı bilgiler KOZMODERMO’ da. Lütfen tıklayınız.

Erken tanı kesin tedavinin en önemli ilk adımıdır.

Derinizi belli aralıklarla muayene edin. Eğer benlerinizde büyüme değişiklik olursa, derinizde renk değişikliği ve iyileşmeyen yaralar varsa bir an önce Dermatoloji Uzmanına muayene olunuz.

Kanser öncesi deri bulguları

Aktinik keratozlar özellikle güneş ışınlarına aşırı maruz kalmış açık tenli kişilerin yüz, el sırtı ve kollarında rastlanılan küçük üzerleri pullu lekelerdir. Tedavi edilmezlerde deri kanserine dönebilir. Eğer erken evrede yakalanırsa buz tedavisi ile çıkartılabilir, kemoterapi ilaçları içeren krem veya losyonlar kullanılabilir, kimyasal peeling işlemi, dermabrasyon, laser tedavisi veya klasik cerrahi ile tedavi edilebilir. Güneşten koruyucular aktinik keratoz gelişimini engellerler.

Deri kanseri Tipleri:

Üç tip deri kanseri bulunmaktadır.

Bazal hücreli karsinoma-Bu kanser tipi genellikle deride küçük etli kabarıklık şeklinde sıklıkla yüz, boyun ve el sırtlarında ortaya çıkar. Ara sıra gövdede kırmızı yama tarzı alanlar şeklinde görülebilir. Daha sıklıkla açık tenli kişilerde görülür. Bu kansere yakalanan kişiler açık tenli ve renkli gözlüdür ve güneş yanığına eğilimlidir. Bu tümörler hızlı yayılmazlar. 1-2 cm boyutuna ulaşmaları için aylar yıllar gerekir. Tedavi edilmezse; kanserli alan kanamaya başlar, üzeri kabuklanır. Zaman zaman iyileşip, zaman zaman tekrarlama özelliği gösterir. Bu kanser tipi nadiren metastaz (diğer organlara sıçrama) yapmasına rağmen, derinin altındaki kemiğe yayılabilir ve kanserli dokunun yakınındaki dokuları harap edebilir.

Squamöz Hücreli karsinoma – Bu deri kanseri deri de kabarıklıklar veya kırmızı kabuklu yaralar şeklinde ortaya çıkabilir. Squamöz hücreli Karsinoma açık tenli kişilerde en sık görülen ikinci kanser türüdür.Tipik olarak kulak, yüz, dudak ve ağızda görülür. Nadiren esmer kişilerde de görülebilir. Büyük kitleler oluşturabilir. Bazal hücreli karsinomanın tersine diğer organlara yayılabilir. Erken yakalandığında tedavi oranı yüksektir. Bazal hücreli karsinoma ve Squamöz hücreli karsinomada tedavi başarısı % 95 dir.

Melanom – Bütün deri kanserleri içinde en öldürücü olanıdır. Bazal hücreli ve squamöz hücreli karsinoma da olduğu gibi melanomda da erken tanı tedavi şansını arttırır.

Melanom melanin denen pigmenti (deriye rengini veren madde) üreten melanosit dediğimiz hücrelerde başlar. Melanin derimizin rengini verir ve güneşten kısmi olarak korur. Melanom hücreleri melanin üretmeye devam eder ve bu nedenle kanser alanı kahverengi veya siyahtır. Fakat melanom beyaz ve kırmızı da olabilir.

Melanom yayılma özelliği gösterdiğinden muhakkak tedavi edilmelidir. Melanom dikkat çekmeden hızla büyüyebilir. Genellikle bir ben olarak veya kahve renkli bir benin üzerinde veya yakınında ortaya çıkar. Kişiler ciltlerindeki benlerin yerleşimi ve şeklinden haberdar olmalı ki, bunlar üzerinde olan değişiklikleri ve yeni ben çıkışını fark edebilesinler. Yapabileceğiniz en önemli adım benlerinizde herhangi bir değişiklik saptadığınızda hemen bir Dermatoloji uzmanına muayene olmanızdır. Bu sayede derinizdeki melanom tedavi edilebilir aşamada iken yakalanmış olur. Aşırı güneşe maruz kalmaktan, özellikle güneş yanıklarından kaçınma açık tenli kişilerde melanomdan korunmanın en iyi yoludur. Melanomun kalıtsal özelliği de vardır. Ailesinde melanom olan kişilerin riski daha fazladır. Sıra dışı beni olanlar, çok sayıda beni olanlar melanom açısından yüksek riske sahiptir.

Koyu renkli tene sahip olmak melanoma olma riskini ortadan kaldırmaz. Esmer kişilerde de özellikle avuç içi, ayak tabanı, tırnak yatağı ve ağızda melanoma gelişebilir.

Melanom şüphesi oluşturabilecek bulgular: Kabuklanma, kanama, sızıntı, üzerinde kabarma, etrafındaki deriye doğru çıkıntı gösterme, kaşıntı, hassasiyet ve ağrı hissedilmesidir.

Cilt kanserlerine nasıl tanı konulur?

Deri biyopsisi kanserin tanısını koydurur. Erken tanı ve cerrahi tedavi şansını arttırır.
Dermatoloji uzmanları kanseri erken yakalayabilmek için kişisel cilt muayenesinin önemine dikkat çekmektedir.
Derinizdeki çiller, benler ve koyu renkli alanları büyüklük, şekil ve renk değişikliği açısından gözlemleyin. Herhangi bir değişiklik saptadığınızda Dermatoloji Uzmanına başvurunuz.

Melanoma ait Bulgular

Asimetri – Benin bir tarafının diğer tarafından farklı olması. Benin ortasından hayali bir çizgi çiziniz. Benin her iki yanı aynı büyüklük ve aynı şekilde mi? Melanomda genellikle asimetri vardır.

Sınır Düzensizliği – Melanomun sınırı veya kenarı genellikle pürüzlü, çentikli veya bulanıktır.

Renk – İyi huylu benler herhangi bir renkte olabilir, fakat genellikle tek renklidir. Melanom ise sıklıkla birden fazla rengi içinde barındırır.

Büyüklük – İyi huylu benler küçük kalırken melanom büyümeye devam eder. Genellikle 6 milimetreden büyüktür çaptadır.

Kendinizin yapacağı periyodik muayene melanom ve diğer deri kanserlerinden korunmak için en güçlü silahtır. Melanom ancak erken yakalandığında tedavi edilebilir. Aşağıda belirtilen sırayı takip ederek hiç bir yeri atlamadan tüm deri muayenenizi kendiniz yapabilirsiniz. Kendi deri muayenenizi yapmak için bir boy bir de el aynasına ve ışıklı bir odaya ihtiyacınız vardır.

* Gövdenizin ön ve arka yüzünü ve de kollar kaldırılarak gövdenin sağ ve sol yanını ayna karşısında muayene edin.
* Kolunuzu dirseğinizden kıvırarak avuçlarınıza, kol iç yüzüne ve üst kola dikkatlice bakınız.
* Sonra bacaklarınızın arkasına, ayaklara, ayak parmak aralarına ve ayak tabanına bakınız.
* Boynun arkasını, saçlarınızı kaldırarak el aynası ile kafa derinizi muayene edin.

kaynak: Cilt Kanseri


Kanserden Koruyan Bitkiler

Ocak 15, 2010

Yapılan araştırmalar, susam, ceviz ve mısırda bulunan E vitamini içeriğinin akciğer kanserinin ve erkeklerde sıkça karşılaşılan prostat kanserinin oluşumunu önlediğini ortaya çıkardı. ABD’li bilim adamlarının yaptığı bir araştırmaya göre, ceviz, susam ve mısırda bulunan E vitamini prostat ve akciğer kanserini durduruyor. Purdue Üniversitesinde yapılan araştırmada, bitki çekirdeklerinde bulunan E vitamini formunun, laboratuarda kanser hücrelerinin çoğalmasını önleyerek kanseri durdurabildiği belirtildi.

Yeni anti-kanserojen madde

E vitamini tabletlerinde bulunmayan Gamma-tocopherol formu, ancak doğal yollardan alınabiliyor. Bu formun gelecekte yeni bir anti-kanserojen madde olarak kullanılabileceğini söyleyen Dr. Qing Jiang, laboratuarda etkili olan bileşimin canlılarda da aynı etkiyi göstermesi durumunda hastalara tavsiye edilebileceğini söyledi.

E vitamini üzerinde 75 yıla yakın araştırma yapıldığı ve E vitamininin 8 formunun saptandığı biliniyor. Kemoterapinin yerini alabileceği düşünülen Gammatocopherol bileşiminin kanserli hastaları kemoterapi ve radyasyon terapisinin yan etkilerinden de koruyabileceği belirtiliyor.

2000 yılında yapılan bir başka araştırmada, Gamma-tocopherol maddesinin iltihaplanmayı önlediği belirlenmişti.

Fazlası zarar

Bilim adamları, susam ve mısır yağında da aynı maddenin bulunduğunu ancak, mısır yağının çok fazla kullanılması durumunda içeriğinde bulunan linolik asidin kanser hücrelerinin çoğalmasına yol açabileceğini belirtti.

Aynı zamanda ceviz ve susamın fazlaca yağ içerdiği, çok fazla tüketilmesi durumunda başka sağlık sorunlarına yol açabileceği de söyleniyor.

kaynak: Kanseri Önleyen Bitkiler


Kanserden Korunmanın Yolları

Aralık 24, 2009

Vitaminler, cep telefonu kansere neden olur mu? Neler kansere yol açar? peki ya nasıl korunmalıyız? nelerden uzak durmalı ve neleri tüketmeliyiz? İşte kanserden korunmanın en önemli yolları haberimizde! Sağlığınız çok önemli öyle değil mi? Kanserden korunmak için bilmeniz gerekenler.. Prof.Dr İsmail Çelik’in bu konuda açıklamaları şöyle;

Antalya’da düzenlenen 3. Prevantif Onkoloji Sempozyumu’nda kanserden korunmayla ilgili konular masaya yatırıldı. Sempozyum Başkanı Prof. Dr. İsmail Çelik, Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer ve Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü, Prevantif Onkoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mutlu Hayran’ın katıldığı basın toplantısında kanser konusunda doğru olarak bilinen birçok konuda açıklamalarda bulunuldu. Sempozyum Başkanı Prof. Dr. İsmail Çelik, sigaradan uzak durulması gerektiğini bildirerek, basın organlarında kanserden korunmada çeşitli beslenme şekilleri önerildiğini, ancak bunların çoğunun bilgi kirliliği oluşturduğunu söyleyen Çelik, şöyle devam etti: “Kanserden korunmak için tek ve geçerli beslenme önerisi, günde en az 5 porsiyon meyve ve sebze içeren yiyecekler tüketin. Düşük yağlı, lifçe yüksek besinler tercih edin. Kırmızı et, haftada birden fazla yenmemeli. Bu öneriye bir kelime eklemek ya da çıkarmak doğru değildir.”

Vitaminler kanseri tetikliyor

Prof. Dr. Çelik, vitamin hapları ile ilgili de çarpıcı açıklamalarda bulundu; “Vitamin takviyesi ve kapsüllerinin kanserden koruma etkisi yoktur, aksine kanseri tetiklediğini gösteren çalışmalar mevcuttur. Havuçta da bulunan beta-karoten maddesinin fazla alınması, sigara bağımlılarında akciğer kanseri riskini artırabilmektedir. Yapılan bir araştırmada, sigara içenlere beta-karoten tableti verildiğinde, ölüm oranlarının arttığı belirlenmiştir. Bu havucun tüketilmemesi anlamı taşımaz, aksine sigara içenlerin sigarayı bırakmaları daha yaşamsaldır. Havuç günlük gıda alımı içinde taze olarak yenilebilir ve böyle tüketildiğinde kanserden koruyucudur.”

Kanserle ilgili efsaneler

Türkiye’de her gün ortalama 350 kişinin öldüğü kanserin önlenmesi amacıyla halkın doğru sandığı bilgilerin aslında yanlış olduğunu söyleyen Çelik, ” Mesela soyanın içindeki kadınlık hormonu olan östrojene benzer maddeler, yüksek dozda alındığında meme ve rahim kanserine yol açabilir. Ayrıca ceviz, fındık, fıstık gibi zararsız olduğu ve kolesterol içermediği söylenen yağlı gıdalar çok miktarda alınması halinde şişmanlatır. Bu da kansere olumsuz etki yapar. Domates, brokoli ve lahana gibi gıdaların yüksek miktarlarda tüketilmesinin kanserden koruduğuna dair veriler yeterli değildir. Aspartam ve sakarin gibi yapay tatlandırıcıların kansere neden olduğu bilgisi ispatlanmamıştır. Kahve tüketiminin kansere neden olduğu ve yeşil çayın kanserden koruduğuna dair bilimsel bir bulgu yoktur” dedi.

Cep telefonu kansere neden olmuyor

Toplantıya katılan Doç. Dr. Mutlu Hayran ise, “Cep telefonu kullanımına bağlı kanser gelişimi konusunda veriler yetersiz olup kullanımının kısıtlanmasına dair bilimsel bir öneri yoktur” diyerek şöyle konuştu; “Kanseri şu meyve önler bu sebze önler diye bir şey diyemeyiz. Çünkü böyle bir şey yok. Bu toplumu doğrulardan uzaklaştırdığı gibi hastaların kanseri arttırıcı hareketler yapmalarına neden olabilir. Toplumdaki kanserle ilgili sıkıntılar asılsız haberler ile başlıyor” dedi.

Sigara kansere neden oluyor

Prof. Dr. Murat Tuncer, “Türkiye’de sigara olmasaydı 100 bin kişi hayatını kaybetmezdi. Kanserin en önemli nedeni olan sigara bir hastalıktır. Bu hastalığa yakalanan insanlar tedavi edilmelidir. Bu nedenle SGK sigara bırakma tedavilerini de kapsam altına almalıdır. Sigara içilmesiyle ilgili pazarlığın kanserle yapılan pazarlık olduğunu anlatan Tuncer, “Sigara bağımlığında profesyonel destek çok önemlidir. Ancak farmakolojik tedavi ile başarı oranı artmaktadır. Tedavi almaksızın kendisi bırakan kişilerin sadece yüzde 5′i bir yıl sonunda sigara içmemekte; profesyonel destekle başarı şansı yüzde 15′e çıkmakta, farmakolojik tedaviyle yüzde 25-30′ların üzerinde başarı sağlanmaktadır” dedi. Prof. Dr. Çelik ise; “Hacettepe Üniversitesi Prevantif Onkoloji Anabilim Dalı’nda kurulan Sigara Bırakma Ünitesi’ne son 2 yılda 574 başvuru olmuş ve bu kişilerde sigara bırakma başarı oranımız %60′a varmıştır. Bu rakam Avrupa ve Amerika’da ki ortalamaların çok üzerindedir’dedi.

Kanseri önlemek için anne sütü şart
Türkiye’nin gelecekteki kanser profilini annelerin şekillendireceğini dile getiren Tuncer, “Çocuklara 2 yıl anne sütü verilmeli. İlk 6 ay içerisinde ise sadece anne sütü ile beslenmeli. Bebekleri mamasız büyütmek ve sigara olan ortamlardan uzak tutmak gerekiyor. Bebekleri 2 yıl anne sütü ile beslemek anneleri de meme kanserine karşı korur. Bebeği de birçok hastalıktan korur. Kanser hastalarının yüzde 10′unda hastalığa yakalandığını bir evre önce fark edebilirsek 2020 yılında 100 milyon TL kazançlıyız” dedi.


meme kanserinde doğru bilinenler yanlışlar

Ağustos 17, 2008

Kadınların korkulu rüyası meme kanseri konusunda birçok bilgi havada uçuşuyor! Ancak edinilen yanlış bilgiler, hastaların eksik veya yanlış yönlendirilmesine yol açıyor…

Meme kanseri konusunda mutlaka hekim tavsiyesi alınması gerektiğini belirten Medical Park Bursa Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Güven Atasoy, meme kanserinde doğru bilinen yanlışları anlattı:

YANLIŞ: Mememi ben kontrol ediyorum, hiç şikayetim yok, doktora gitmem gerekmez.
DOĞRU: Meme kanseri ancak şikayetler başlamadan yakalandığında çok kolaylıkla tedavi edilebilmektedir. Memedeki bir kitle, ele gelecek hale gelmeden iki yıl önce mamografi ile saptanabilir. Dolayısıyla hiç şikayet olmadan kontrole gitmek hayat kurtarıcıdır.

YANLIŞ: Ailemde meme kanseri yok, bende de olmaz.
DOĞRU: Ailede meme kanseri olması, mevcut riski artırır ama meme kanserlerinin yüzde 85′i bireysel faktörlerle ortaya çıkar. Hiçbir ek riski olmayan normal bir kadın, zaten yüzde 12 meme kanseri olma riski taşımaktadır.

YANLIŞ: Ben doğum yaptım ve emzirdim, bende meme kanseri olmaz.
DOĞRU: Doğum yapmış ve emzirmiş olmak meme kanserini engellemez. Ancak doğum yapmamış ve emzirmemiş kadınlarda mevcut risk bir miktar yükselir.

YANLIŞ: Menopozdan önce meme kanseri olmaz.
DOĞRU: Meme kanseri her yaşta görülebilir. Ancak 45-55 yaşlar arası en sık görüldüğü dönemdir.

YANLIŞ: Erkekte meme kanseri olmaz.
DOĞRU: Erkekte de meme kanseri görülebilir ama kadınlara göre daha düşük orandadır.

YANLIŞ: Ben meme kanserinden çok korkuyorum. Her iki mememi de aldırıp protez koydurarak bu riskten kurtulmak istiyorum.
DOĞRU: Bu tip bir ameliyat ancak estetik amaçla yapılabilir. Çünkü cerrahi olarak meme başını ve derisini geride bırakarak meme dokusunun tamamının alınması mümkün değildir. Bu yöntemle meme kanseri riski azaltılabilir ama tamamen ortadan kalkmaz.

YANLIŞ: Mememde çok sayıda kist var. Her seferinde bu kistleri aldırıp kanser riskinden kurtuluyorum.
DOĞRU: Meme kistleri çoğu kadında görülürler ve genellikle kanser riski taşımazlar. Bu nedenle her görüldüklerinde alınmaları gerekmez, takip edilmeleri yeterlidir. Ancak çok büyüyüp ağrı yaptıklarında veya yapılarında değişiklik olup kuşku uyandırdıklarında tanı amacıyla boşaltılmaları gerekebilir.

YANLIŞ: Doğum kontrol hapları meme kanseri yapar.
DOĞRU: Uygun dozda ve uygun sürede doktor kontrolünde kullanılan doğum kontrol hapları meme kanseri riskini artırmaz.

YANLIŞ: Mememde bir kitle var ve ağrımıyor, kanser oldum!
DOĞRU: Kitlenin ağrıması ile kanser olması arasında hiç bir bağlantı yoktur. Ayrıca memede ele gelen her doku kitle demek değildir, her kitle kanser demek değildir. Her 10 meme kitlesinden ancak 1-2 tanesi kanser tanısı almaktadır.

YANLIŞ: Mememden akıntı oldu, kanser oldum!
DOĞRU: Her kadında memeden sıkmakla bir miktar akıntı olabilir, bu kanser belirtisi değildir. Ancak kendiliğinden olan, tek taraflı ve kanlı akıntılar tehlike habercisidir ve incelenmesi gerekir.

YANLIŞ: Çok mamografi çektirmek kanser yapar.
DOĞRU: Mamografide verilen ışın dozu çok düşüktür. Bir kadın 50 yıl boyunca her sene mamografi çektirirse, meme dokusu ancak bir kez akciğer röntgeni çektirmiş kadar ışın alır. Dolayısıyla doktorunuzun önerdiği aralıklarla mamografi çektirmenin bir sakıncası yoktur.

YANLIŞ: Genç yaşta mamografi çektirmek sakıncalıdır.
DOĞRU: Genç yaşta mamografi çektirmenin sakıncası yoktur. Ancak 30 yaşın altındaki kadınlarda meme dokusunun özelliğinden dolayı mamografi ile yeterli görüntü alınamadığından, genç yaşlarda genellikle mamografi yerine ultrason tercih edilir. Radyoloji uzmanı gerek gördüğünde her yaşta mamografi çekilebilir.

YANLIŞ: Çok sık meme ultrasonu yaptırmak sakıncalıdır.
DOĞRU: Ultrason, anne karnındaki bebeğe bile yapılabilen zararsız bir tetkik yöntemidir ve hangi sıklıkta gerekiyorsa o sıklıkla yapılabilir.

YANLIŞ: Biyopsi yaptırmak kitlenin kanserleşmesine yol açar.
DOĞRU: Biyopsi işlemi, bir kitlenin adının konması için en güvenli yoldur ve kitlenin niteliğini değiştirmez. Zaten günümüzde biyopsiler iğneyle yapılmaktadır ve kan vermek kadar kolay ve zahmetsiz bir işlemdir.

YANLIŞ: Kanserli bir kitlenin ameliyatla alınması kanserin vücuda yayılmasına yol açar.
DOĞRU: Kanser vücuda yayılacaksa, kanserli kitleden ayrılan hücreler yoluyla yayılır. Bu kitlenin alınması yayılmayı engeller. Ancak kitlenin alınmasında geç kalınmış ise, ameliyattan önce vücuda yayılmış hücreler, kitlenin kendisi alınsa bile bir süre sonra yeni kitleler oluşturabilir. Bu durumun ameliyatla ilgisi yoktur.

YANLIŞ: Bende meme kanseri tespit edildi, mememi kaybedeceğim!
DOĞRU: Günümüzdeki tanı ve tedavi yöntemleri sayesinde, çok geç kalınmamışsa meme kanseri ameliyatlarında memenin alınmasına gerek yoktur. Yalnızca kanserli dokunun alınmasıyla memeye dokunmadan tedavi tamamlanmaktadır. Gecikmiş olgularda ise, memenin tamamen alınması gerekse bile, aynı seansta hastanın kendi dokularından veya hazır protezler kullanılarak aynı seansta hastanın alınan memesi yerine konabilmektedir.

YANLIŞ: Meme kanseri ameliyatlarında koltuk altı lenf bezleri tamamen alınır ve bu da kolun şişmesine, sakatlanmasına yol açar. Kolumu artık eskisi gibi kullanamayacağım!
DOĞRU: Günümüzde eğer tedavide çok gecikilmemişse koltuk altı lenf bezlerinin tamamının alınmasına gerek yoktur. Çeşitli işaretleme yöntemleri ile ameliyat sırasında lenf bezlerinin bir tanesi işaretlenip alınarak incelenir ve eğer sorun yoksa diğer lenf bezlerine hiç dokunulmaz. Diğer lenf bezlerinin alınması gerekse bile bu durum mutlaka kolun şişmesi anlamına gelmez.


Meme Kanseri

Mayıs 27, 2008

GÖRÜLME SIKLIĞI

Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. ABD’de her yıl 185000 kadına meme kanseri tanısı konulmakta ve bu hastaların 46000’i yaşamını yitirmektedir. Erkeklerde ise sıklığı daha az olmakla birlikte 1/150 oranında görülmektedir. Meme kanseri hormona bağlıdır. Kadınlarda geç menarş, erken menapoz, ve 18 yaşında gerçekleşen ilk doğum meme kanseri oluşma riskini belirgin bir şekilde azaltır. Yağlı yiyeceklerin meme kanserine yol açtığı iddiası henüz tartışmalıdır. Oral kontraseptifleri meme kanseri riski üzerine az etkileri vardır. Östrojen replasman tedavisi meme kanseri riskini azda olsa arttırmasıyla beraber yaşam kalitesi ve kemik mineral yoğunluğu üzerine yararlı etkileri bulunmaktadır. Ayrıca kalp damar hastalıklarıyla oluşan ölüm riskini azaltır. 30 yaşından önce herhangi bir nedenle terapötik amaçlı radyoterapi alan kadınlarda meme kanseri gelişme riski çok yüksektir.

TANI
Meme kanseri tanısında mamografinin büyük yararı vardır. Elle memelerin muayenesin de kitlenin saptanması erken tanı açısından önemlidir. Mamografi veya elle muayene sonucu tespit edilen kitlenin biyopsisi ile kesin tanı konulur. Kadınlar en az ayda 1 kez meme muayenesi yapmaları gerekir. Premenapozal yani menapoz öncesi dönemde ki kadınlarda soru işareti uyandıran veya şüphe götürmeyen küçük kitleler 2-4 haftada bir muayene edilmelidir. Kitle rastlanan menapoz öncesi ve sonrası kadınlarda kitlelerden biri boşaltılarak çıkan materyalin makroskopik incelemesi yapılır. Çıkan materyal kansız sıvı içeren bir kist ise ve aspirasyonla yani boşaltılarak giderilebiliyorsa hasta rutin takibe alınmalıdır. Eğer kitle sert ve boşaltılamıyorsa mamografi çekilerek biyopsi alınmalıdır. 50 yaşından sonra her yıl yapılan mamografi kontrollerinin hayat kurtarıcı olduğu gösterilmiştir. Mamografi kontrollerinin 40 yaşından sonra yapılması gerektiği tartışmaları aşağıdaki nedenlere dayandırılmaktadır;

-hastalık 40-49 yaş arasında daha az sıklıkla görülmekte bu nedenle kontroller başarısız olmaktadır.

-40-49 yaş arası mamografide saptanan bozukluklar daha az sıklıkla kanserle sonuçlanmaktadır.

-hiçbir klinik çalışma 40 yaşından itibaren yapılan mamografi kontrollerinin hayat kurtarıcı olduğunu göstermemiştir. Yinede mamografi kontrollerinin 40 yaşında başlatılması gerekliliğine olan inanç daha yaygındır.

TEDAVİ
Tedavi aşamasında nelerin uygulanacağı daha çok hastalığın evrelendirilmesine ve tümörün büyüklüğüne bağlıdır. Bazı küçük tümörlerde kanserin yayılımı olmamışsa sadece cerrahi yöntemle tümörün çıkarılması yeterli gelebilir. Ancak tümörün büyük olması ve yayılımının olması cerrahi sonrası kemoterapi gerektirebilmektedir.

Meme kanseri sık görülen bir kanser türüdür. Ancak erken tanı hayat kurtarıcı olmaktadır. Bu nedenle kadınların en az ayda 1 defa kendi kendilerine meme muayenesi yapmaları ve kitle tespit ettiklerinde uzman bir hekime danışmaları gerekir. 40 yaşından sonra özellikle 50 yaş sonrası yılda 1 defa mamografi çekilmesi de erken tanı şansını arttırmaktadır. Özellikle ailede annede veya kız kardeşte meme kanseri olan kadınlar bu kontrolleri mutlaka yaptırmalıdır. Çünkü bu kişilerde meme kanseri riski daha çok yükselmektedir. Meme kanserinin %8-10 oranında ailesel olduğu bilinmektedir.


Yumurtalık Kanseri

Mayıs 23, 2008

Over kanseri, kadınlarda görülen tüm kanserlerinin % 4’ünü, genital kanserlerin %20-25 ini olusturur. Kadınların %1-2 ’sinin hayatının bir döneminde yumurtalık kanserine yakalanacağı hesaplanmıştır. En çok öldüren kadın genital kanseridir. Tanının genellikle geç konulabilmesi, nedenlerinin tam bilinmemesi ve uygun korunma yöntemi gelistirilemediğinden, hastaların %60-70’ i tedavilere rağmen 5 yıl içinde kaybedilmektedir.Son 30 yılda tedavideki gelişmelere rağmen, 5 yıl yaşama şansı %38’den ancak %43’e çıkabilmiştir.

Hastaların %80’i menapozdadır ve daha çok 60 yaş cıvarında görülür. 45 yaştan önce daha az ve çocukluk çağında (tüm yumurtalık kanserlerinin %1’den daha azı) nadiren görülmektedir.

BELİRTİLER:
Genel olarak sinsi seyreden bir hastalıktır ve özel bulguları yoktur. Yumurtalık kanseri olan hastalar %70-80 oranında kanser ileri evrelere geldiğinde tanı alırlar. Hastayı hekime getiren şikayet genellikle karın ağrısı ve karın şişkinliğidir. Mide-bağırsak belirtileri (mesaneye ve barsaklara yaptığı bası nedeniyle sık idrara çıkma, kabızlık,ishal,bulantı, kusma, geğirme, iştahsızlık) genellikle başka hastalıklara bağlanarak tanı konulamamaktadır veya geç konulmaktadır.Adet düzensizliği, vaginal kanama, nadir olarak büyük bir kistik kitlenin sapı etrafında dönmesi veya yırtılması sonucu gürültülü bir tablo ortaya çıkıp acil servislerde tanı konabilir.

NEDEN veya RİSK FAKTÖRLERİ:
Yumurtalık kanserinde genetik ve çevresel (beslenme, ilaçlar, talk pudrası, enfeksiyonlar vb) pek çok risk faktörü ortaya atılmıştır.

  • İki 1.derece akrabada (anne,kızkardeş ) yumurtalık kanseri varsa yumurtalık kanserine yakalanma ihtimali %50’dir.Tek bir 1.derece akrabasında yumurtalık kanseri olanlarda risk,ailesinde hiç kanser olmayanlara göre 2-4 kat artmaktadır.
  • Evlenmemek, doğum yapmamak, gebe kalmamak veya geç çocuk sahibi olmak, çocuğunu emzirmemek riski artırmaktadır.
  • Yumurtlama ilaçları kullanarak kısırlık tedavisi görenlerde riskin arttığını ileri süren araştırmalar vardır.
  • Talk(pudra) kullananlarda daha fazla yumurtalık kanseri görüldüğü bildirilmiştir.
  • Doğuştan var olan bazı genetik bozukluklarda (46 XY kadın ) 30’lu yaşlarda %25’e varan yumurtalık kanseri görülmektedir.
  • İlk gebeliğin genç yaşlarda olması ve emzirme riski azaltır.
  • Doğum kontrol hapı kullanmak ve tüplerin bağlanması riski azaltmaktadır.
  • Over kanserlerinin %5 inin ailesel geçişli olduğu kabul edilmektedir (Lynch 2 sendromu , herediter kolorektal kanser ailesi). Bu hastalarda çok sayıda organda kanserler (yumurtalık, kalın bağırsak , rahim içi, meme) görülür. BRCA-1 geni, meme ile birlikte yumurtalık kanserine de yatkınlık sağlar. Bu geni taşıyan ABD deki kadınların 50 yaşına kadar %67 oranında meme yada over (yumurtalık) kanserine yakalanma riski taşıdığı hesaplanmıştır.

KANSER ÖNCÜSÜ HASTALIK :
Çok tipik bir “kanser öncüsü hastalık” yoktur. Bazı yumurtalık kistleri veya kitleleri tanı konulduğunda (operasyonla) iyi huylu olsalar da daha sonra kansere dönüşebilirler. Bazı genetik bozukluklar ve ailesel riskler de bu başlık altında değerlendirilebilir. Ailesel kanser eğilimi varsa çocuk isteği tamamlandıktan sonra yumurtalıklar ameliyatla çıkarılıp kanser gelişme riski azaltılabilir. Bu hastalar çocuk doğurma yaşına kadar doğum kontrol haplarıyla korunarak riski azaltabilirler.

TARAMA:
Bilinen etkin bir tarama yöntemi yoktur. Jinekolojik muayene , kanda tespit edilen bazı maddeler (tümör belirteçleri), ultrason, doppler ultrason ile yapılan tarama çalışmaları rahim ağzı kanserlerindeki gibi basit, ucuz ve etkin olamamıştır. Tümör belirteçleri (CA-125, CA19-9, B-HCG,CEA,Alfa-FP) taramadan çok kitle tespit edildiğinde bunun iyi veya kötü huylu olduğunu tespit ve tedavinin sonuçlarını izlemekte kullanılmaktadır.

TANI:
Jinekolojik muayene,ultrason ile tespit edilen yumurtalık kitleleri, tümör belirteçleri ve doppler ölçümlerine de bakılarak (kendiliğinden kaybolmayan basit kistler dahil) hem tanı hem de tedavi için (endoskopik veya klasik) ameliyata alınmalıdırlar. Ameliyat hem tanı hem de tedavi için gereklidir.

TEDAVİ :

  • Cerrahi
  • Kemoterapi (ilaç tedavisi)
  • Radyoterpi şeklindedir.

Hastalığın başlangıç aşamasında olduğu (tek bir yumurtalıkta sınırlı iken) ve çocuk isteği olan genç hastalarda , sadece o yumurtalık çıkarılarak çocuk sahibi olmaya izin verilebilir. Daha ileri evrelerde, yaşlı ve çocuk isteği olmayan hastalarda rahim, tüpler, yumurtalıklar, eğer tümör yayılmışsa tüm yayıldığı odak veya organlar ve karın lenf bezeleri mümkün olduğunca az tümör bırakacak şekilde çıkarılır. Cerrahi tedavi genellikle ilaç tedavisi ve daha az olarak ışın tedavisi ile desteklenir.
Herşeye rağmen yumurtalık kanseri en çok öldüren kanser türüdür. 5 yıl sağ kalma şansı % 40 cıvarındadır. Hastalık çok erken aşamada yakalandığında %90’lara varan sağkalım şansı , ancak hastaların %10-15’inde elde edilebilmektedir. Genel olarak ileri aşamalarda tanı konulduğundan ortalama sağkalım şansı düşüktür.


Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.