Vajinismus Nedir

Ocak 11, 2010

Vajina girişini çevreleyen kasların istemdışı olarak kasılarak cinsel birleşmenin acılı olması ya da birleşmenin gerçekleşememesidir. Vajina girişini çevereleyen baskın kas grubu “;Pubik Kaslar”;olarak adlandırılır, bunlar düz kas grubudur ve refleks olarak çalışırlar. Vajinismusda yaşanan kasılma istem dışıdır ve asla kadının kendi kontrolünde değildir. Eğer kişi kasların kasılmasından ötürü acısız cinsel birleşme yaşayamıyorsa bu durum vajinismus olarak nitelendirilir.

Vajinismus Ne Zaman Açığa Çıkar?

Vajinismus, ilk cinsel ilişki girişimi sırasında, jinekolojik muayene sırasında ya da tampon kullanma girişimi sırasında ortaya çıkabilmektedir. Pubik kaslar kasılarak vajinanın açılmasını engeller ve cinsel birleşmenin gerçekleşememesine neden olurlar. Kasılma oluşursa cinsel birleşme ya imkansız hale gelir ya da şiddetli acı oluşur. Genellikle vajinal bölgeye müdahale sona erdiğinde kaslar rahatlar ve normale döner.

Pubik kasların kasılması kişinin isteği dışında gerçekleşmektedir, kişi her ne kadar uyanıkta olsa durum bilinç dışı meydana gelir.

Bu istem dışı kasılmaların bir çok nedeni olabilmektedir, genellikle fiziksel ve duygusal faktörlerin birleşmesi sonucu oluşmaktadır.

Bu kasılmalar aslında vücüdün kendini korumaya yönelik bir savunmasıdır.

Vajinismusun nedenlerini, sonuçlarını ve nasıl tedavi edileceğini bilmemek çiftlerin hayal kırıklıkları yaşamalarına neden olur ve her iki tarafıda psikolojik ve fiziksel olarak yıpratır.

Vajinismus hastası çoğu kadın illişkiye girememekten ötürü yoğun utanç duygusu hisseder ve sıkıntılarını paylaşmak istemezler. Durumu başkalarına anlatmak onları rahatsız edebilmektedir.

Vajinismus yaygın olarak karşımıza çıkmaktadır ve kadından kadına farklılıklar gösterebilmektedir. Bazı kadınlar jinekolojik muayeneyi tamamlayabilmekteya da tampon kullanabilmekte iken cinsel ilişkiyi tamamlayamamaktadır. Bazı kadınlarda ise ilişki gerçekleşmekte fakat aşırı miktarda acı oluşmaktadır. Diğer bir grupta ise hiçbir vajinal müdahale gerçekleşememektedir.

kaynak: Vajinismus


Orgazm Olamama

Ocak 9, 2010

Orgazm, cinsel uyarım ve zevkin en yüksek noktası olarak tanımlanabilir. Orgazm sırasında nefes alıp verme sıklığı, kalp hızı ve kan basıncı artar. Göz pupilleri büyür, dudaklar koyulaşır, göğüs uçları dikleşir, klitoris ıslanır ve sertleşir. Artan heyecanla beraber deri kızarır ve terleme başlar. Kadında büyük dudaklar, klitoris, vajen ve pelvik organlar penisteki gibi büyür ve genişler. Kadının orgazm olmasının sağlanması için ilişkide ne tür değişiklikler yapılabilir…

Nasıl oluşur?
Bazen orgazmdan hemen önce dakikalarca süren bir haz dönemi vardır. Orgazm, vajinada ve/veya rahimde hissedilebilen istemsiz ve zevk veren kasılmalarla aniden ortaya çıkar. Bazı kadınlarda orgazm, kasılmalar hissedilmeden gerçekleşir. İstemsiz kasılmalar ve spazmlar, bacaklar, karın, kollar ve sırt gibi değişik vücut bölgelerinde görülebilir. Orgazm sırasında vajen bezleri vajinayı iyice kayganlaştıran ve sıklıkla erkekteki orgazma benzetilen bir sıvı salgılarlar. Orgazm ile ilgili kasılmaların spermi vajinadan rahim ağzına doğru yönlendirdiği ve birden fazla art arda orgazm yaşayan kadınlarda, orgazmın olmadığı sekse göre bu yönlendirmenin çok daha fazla olduğu düşünülür.

Orgazmın tipleri nelerdir?
Kadın vücudunda çok sayıda erojen bölge vardır. En çok bilinenleri vajen ve klitoristir. Orgazm da vajinal ve klitoral orgazmlar olarak ikiye ayrılabilir. Klitoris çevresindeki bölgeler çok duyarlıdır. Tek fiziksel fonksiyonu cinsel zevk vermektir. Birçok kadın klitoral orgazmın en yoğun orgazm olduğuna inanır. Kadınlar vajinal orgazma ulaşmanın daha zor olduğuna inanırlar. Vajenin dış 1/3′ü en duyarlı bölgesidir. Bir orgazmın diğerinden daha iyi olduğunu söylemek mümkün değildir, her ikisi de farklı zevk alma biçimleridir. Her kadın kendi tecrübeleri ile birini tercih edebilir ve bu nedenle kadının partnerinin, kadının tercih ettiği tipi bilmesi önem taşır.

Kadının orgazm olmasının sağlanması için ilişkide ne tür değişiklikler yapılabilir?
İlişkide kadın ile erkeğin aynı anda orgazm olması diye bir gereklilik söz konusu değildir. İlişkide aynı anda orgazm olunması diye bir gereklilik de yoktur. Önemli olan kadının ya eşi ile birlikle ya da eşinden önce orgazm olmasıdır. Çünkü erkek orgazm olduktan sonra ereksiyon etkinliğini kaybetmeye başlar. Yeni bir ilişkiye fizyolojik ve ruhsal olarak hazır olması belli bir süreyi gerektirir. Kadınlarda ise bu süre çok kısadır ya da yoktur. Kadınlar arka arkaya defalarca orgazm olabilirler ve aynı ilişki içerisinde bile çok sayıda orgazm olabilirler. Bunun için erkek, kadının orgazm olabilmesi için gerekli koşulları sağlamalı ve çaba göstermelidir

kaynak: Orgazm Nedir


10 Çarpıcı Seks Gerçeği

Ocak 2, 2010

Cinsellikte en çok merak edilen soruların cevapları, en mahrem konular ve en çok tartışılan konular bilimsel dergilerde yayımlanan makalelerin ve araştırmaların ışığında, burada. Hayatımızın en mahrem alanı cinsellik… Gizemle beslenen karmaşık ve çekici bir konu bu. İşte çarpıcı seks, fanteziler, seks pozisyonları… bilmeniz gereken herşey burada!

Yıllar boyu hakkında yazılıp çizilen, sanata ve edebiyata konu olan, önyargı ve hurafelerden etkilenen, hayatımızın en temel olgularından biri… İşte tam da üzerinden atamadığı bu giz perdesinden dolayı hâlâ farklı yorumlarla besleniyor, farklı saptamalar yüzünden bulanıklaşıyor. Örneğin, erkeklerin cinsel ilişki sonrası uyumalarını bir tür ilgisizlik olarak yorumlayan ve buna fena halde alınan kadınlar bu durumun bilimsel bir açıklaması olduğundan bihaber. Yine çoğu kadın yumurtlama dönemlerinde çok çekici ve seksi olduklarını, bunun da bilimsel bir deneyle kanıtlandığını bilmiyorlar. Anatomik, genetik ve sosyo-kültürel faktörlerin etkisinde oluşan kadın ve erkek cinselliği; antropologlar, genetikçiler ve seksologların çalışmaları sonucunda şeffaflaşmaya ve merakımızı gidermeye başladı.

Cinsellikte en çok merak edilen soruların cevapları, en mahrem konular ve en çok tartışılan olgular bilimsel dergilerde yayımlanan makalelerin ve araştırmaların ışığında, burada…

1- UZUN SÜRELİ İLİŞKİ CİNSEL HAZZI ARTIRIYOR!

2007 yılında Perspectives on Sexual And Reproductive Health (Seksüel Sağlık) adlı dergide yayımlanan yetişkinlikte çiftlerin cinsel davranışlarıyla ilgili bir makale (Sexual Behaviors Of Opposite-Sex Couples Through Emerging Adulthood), çiftlerin birbirlerini tanıdıkça cinsellikten daha çok zevk aldıklarını ortaya koyuyor. 18 ile 26 yaş arası gençler üzerinde yapılan arattırma, yataktaki yabancının libidoyu artırdığı fantezisine de son veriyor. Araştırma, ilişkide duygular ve aşk yoğunlaştıkça, heyecan ve cinsel hazzın da arttığı fikri üzerinde yoğunlaşıyor. Makaleye göre uzmanlar, en az üç ay birliktelik yaşayan çiftlerin cinsellikte daha aktif rol aldıklarını, çekingenliklerini atıp, her türlü fanteziye açık olduklarını, kısacası tek gecelik ilişki yaşayan çiftlere göre çok daha verimli ve zevk dozu yüksek bir cinsellik yaşadıklarını vurguluyor.

2- MİSYONER POZİSYONUNDAN VAZGEÇMEYİN!

Sekste farklı pozisyonları denemenin, klasik misyoner pozisyonuyla yetinmemenin hazzı artıracağı söylenir. Kişinin ruhsal oluşumuyla fiziksel yapısı arasındaki ilişkiyi araştıran uzmanlar, kadınlara çok sayıda porno film seyrettirmişler. Araştırmanın sonucunda kadınların beyinlerindeki bazı bölgelerin, özellikle klasik misyoner pozisyonuna tepki verirken, diğer pozisyonlara tepkisiz kaldığı ortaya çıkmış: 2003 yılında dergide yayımlanan ve cinsiyet farklılıklarının erotik film seçimindeki etkisini araştıran bir makale, klasik misyoner pozisyonunun hâlâ çok rağbet gördüğünü ve çiftleri çok heyecanlandırdığını gösteriyor. Siz siz olun akrobatik hareketler yaparak bir yerinizi incitmek yerine, muhafazakarlığınızı koruyun ve misyoner pozisyonunundan asla vazgeçmeyin.

3- ERKEĞİN İLİŞKİDEN SONRA UYUMASI TAMAMEN FİZYOLOJİK!

Karşılıklı paylaşım, cinsel haz ve aşkın yoğun olduğu tatmin edici bir ilişkiden sonra erkeğin her şeyi unutup sırtını dönmesi ve uykuya dalması çok sık görülen bir durum. Erkekler, bu davranışlarından dolayı kadınlar tarafından duygusuz, bencil ve anlayışsız gibi sıfatlara layık görülür. Gerçekten de o çok özel paylaşımdan sonra, erkeğin yorganı çekip uykuya dalması, cinselliğin ateşli sularında gezindiklen sonra partnerinin kollarında romantik anlar geçirmek isteyen kadınları hayal kırıklığına uğratabilir. Oysa uzmanlar, erkeğin sevişirken kadından daha fazla enerji harcadığını, orgazmdan sonra tansiyon düşmesiyle endorfin salgılanmasındaki azalmanın erkeğe yorgunluk ve bıkkınlık hissettirdiğini vurguluyor. Uzmanlar, tamamen fizyolojik sebepler sonucunda görülen bu yorgunluk durumunun kısa sürede sona ereceğini belirtiyorlar. Bu noktada kadınlar, erkeklere zaman tanımalı ve bir süre bekledikten sonra her şeyin normale döneceğini unutmamalılar.

4- PELVİK KASLARINIZI GÜÇLENDİRİN, DAHA SIK ORGAZM OLUN!

Cinsel haz ve orgazm deyince vajina kasları üzerinde de durmak gerekiyor. Quebec Üniversitesi’nde Psikoloji Profesörü olan Gilles Trudel, Cinsel Bozukluklar: Psikolojik, Biyolojik ve Kişilerarası Tedavi ve Değerlendirme adlı kitabında, vajina kaslarının cinsel hazda önemli rol oynadığını gösteren birçok araştırmaya değiniyor. Kitapta, PC (puboccoccygeus) olarak adlandırılan kas grubunun (İdrarı tutarken kullanılan kaslar) gücüyle orgazm olma oranı arasında kuvvetli bir bağ olduğuna yer veriliyor. Pelvik kaslarını güçlendirmek içinse, Güney Kaliforniya Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Doç. Dr. Arnold H. Kegel tarafından tanımlandığı için onun adıyla anılan Kegel egzersizlerini yapmak gerekiyor. Klozete oturduktan sonra idrarınızı yapmaya başlayın. Normal akım hızına ulaştığında pelvik kaslarınızı kullanarak idrarınızı aniden tutun ve tekrar bırakın. Bu yapması çok kolay olan egzersiz vajina ön duvarının ve idrar yollarını destekleyen kas grubunun güçlenmesini sağlıyor. Mesanenin boşaltıldıktan sonra da aynı şekilde kasılıp gevşetilmesi, bu kasları güçlendiriyor ve harika bir orgazmın kapılarını açıyor. Uzmanlar, bu egzersizi gün içinde 20-40 kez yapmak gerektiğini vurguluyor.

5- SEVİŞİRKEN ACIYA DAYANIKLILIK ARTIYOR!

Sevişirken daha az acı duyduğunuzu biliyor muydunuz? Bilimadamları bir araştırma için vajinayı önce mastürbasyon sırasında sonra da normal zamanda çimdiklediler. Endorfin hormonunun yükselmesi ve cinsel hazzın anestezik etkisiyle mastürbasyon sırasında çimdik acısının daha az hissedildiği sonucuna ulaştılar. Yine aynı araştırmanın sonuçlarına göre cinsel zevkin doruklarında uçarken kadınların acıya dayanıklılık oranı normal zamanlara göre yüzde 70 artıyor. Gerçekten de cinselliğin zevk denizinde yüzerken, acı da dahil olmak üzere her türlü dışsal etkiye kapalı olmak şaşılacak bir şey olmasa gerek!

6- ERKEKLERİN DIŞ GÖRÜNÜŞLERİ İYİ BİR BABA OLUP OLMAYACAKLARINI ELE VERİYOR!

Her ne kadar inanılmaz ve temelsiz bir önerge gibi görünse de çeşitli araştırmalar, erkeklerin dış görünüşlerinin ailevi seçimlerinde belirleyici olduğunu gösteriyor. Öyle ki; Amerikalı araştırmacılar belli sayıda erkeğin testosteronunu ölçtükten sonra, onlara “Gelecekte bir aile kurmak ve iyi bir baba olmak sizi ne kadar ilgilendiriyor?” diye bir soru yöneltmişler. Daha sonra da fotoğraflarını çekip kadınlara göstermiş ve “Sizce hangisi daha maskülen?”, “Hangisi iyi bir baba olmaya aday?” gibi sorular sormuşlar.

Sonuç çok şaşırtıcı ve inanılmaz: Kadınlar fotoğraflara bakarak hangi erkeğin nasıl bir cevap verdiğini, hangisinin iyi bir aile babası, hangisinin daha maceracı kişiliğe sahip olduğunu tahmin etmişler. Çoğumuz “Dış görünüş aldatıcıdır!” sloganına inansak da bu araştırmayı kulak arkası etmemeli, dış görünüşünden etkilendiğimiz ve bizde gelecekte iyi bir baba olacağı hissi uyandıran erkeğe güvenebilmeliyiz. Araştırmaların da öngördüğü üzere, hislerimiz ve içimizdeki ses bizi kesinlikle yanıltmayacaktır!

7- İLK GÖRÜŞTE CİNSEL ARZU YAŞIYOR VE YAŞANIYOR!

İlişkilerde romantizmi savunanlar, cinsel hazzın sevgi ve uzun süreli beraberlikle besleneceğine inananlar ilk görüşte uyanabilecek cinsel arzunun varlığına şüpheyle bakabilir. Oysa uzmanlar yakışıklı ve düzgün vücut hatlarına sahip bir erkeği gören kadının beyninde sinyaller oluştuğunu söylüyor. Özellikle kalça ile bel çevresinin oranı 0,8; bel ve omuz çevresi oranıysa 0,6 olan erkekler kadınlarda cinsel arzuyu tetikliyor. Tüm bu bilgileri bize Amerikalı biyopsikoloji hocası olan Victor Johnson veriyor. Johnson, 2006 yılında Seks, Güzellik ve Orhilofrontal Korteks (Sex, Beauty and the Orbitofrontal Cortex) başlıklı makalesinde açıkladığı üzere yukarıdaki ölçülere sahip erkeklerin ilk görüşte kadınlarda sevişme isteği yarattığının altını çiziyor.

Peki ama ideal ölçülere sahip olmayan erkeklerin kadınları baştan çıkarma şansı hiç mi yok? Elbette hayır. Onlar da fiziksel görünüşleri dışındaki özellikleri; karizmaları, zekaları ve entelektüel birikimleri, ruhları ve hayattaki duruşlarıyla kadınların ilgisini çekip, cezbediyor. Yalnız tüm bu özellikler ilk görüşte anlaşılamayacağı için ikinci şıktaki erkeklerin kadınları etkilemek için biraz daha fazla zamana ihtiyacı var.

Biz kadınlar bir zamanlar aşkından öldüğümüz, dünyanın en yakışıklı erkeği kategorisine koyduğumuz erkekleri hayatımızın bir başka döneminde kesinlikle beğenmeyebiliyoruz. Ya da bunun tam tersi olabiliyor. Bir zamanlar nefret uyandıran erkekler başka bir zamanda büyük aşkın adresi oluveriyor. Bu gibi dönüşümlerde elbette yaş, edinilen tecrübeler, hayata bakış açısının değişmesi gibi faktörlerin etkisini kabul etmek gerekir. Uzmanlar buna ek olarak bir de yumurtlama dönemi faktöründen dem vuruyor. Öyle ki, kadınlar yumurtlama döneminde erkekleri olduklarından daha çekici ve yakışıklı buluyor. Yapılan araştırmaya göre aynı erkekler aynı kadınlara yumurtlama dönemi sırasında ve sonrasında gösteriliyor.

Kadınlar yumurtlama dönemlerinde karşılarına çıkan erkekleri yakışıklı bulurken, yumurtlamadan sonra gördükleri aynı erkekleri vasat ve sıradan gibi sıfatlarla niteliyor. 2006 yılında yayımlanan ve erkeklerin dış görünüşlerinin çekiciliğiyle kadınların yumurtlama dönemi arasındaki ilişkiye yer veren bir makale, kadınların erkeklerle ilgili değişen yorumlarına bilimsel bir açıklama getiriyor. Bugün geriye dönüp aşk hayatımıza baktığımızda bir zamanlar gerçekten çok çekici bulduğumuz ama bugün bize çok itici gelen bir erkekle ilgili düşüncelerimizin yumurtlama döneminde olmamızla bire bir bağlantılı olduğunu ifade edebiliriz.

9- ERKEKLER SEKS YAPMAYI YEMEK YEMEYE TERCİH EDİYOR!

Cinsellik de tıpkı yemek yemek gibi insanın en temel ihtiyaçlardan biri. Uzmanlar fareler üzerinde yaptıkları deneylerden yola çıkarak erkeklerin, cinsellikle beslenme arasında bir tercih yapma durumunda kaldıklarında ateşli bir geceyi çok lezzetli bir yemeğe yeğlediklerini öne sürüyor.

Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi (CNRS)’te nörobiyolojist olan Jean-Didier Vincent, erkek denek farenin beynindeki zevk merkezine elektrodlar yerleştiriyor. Fareye bir yemek seçenekli pedal, bir de zevk seçenekli pedal sunuluyor. Fare her seferinde ikincisini tercih ediyor. İşte Vincent buradan yola çıkarak erkeklerin de tıpkı fareler gibi midelerinin memnuniyetinden çok cinsel haz yaşamaya önem verdiklerini savunuyor. Bu araştırma, kadınların çoğuna hakim olan “Erkekler her zaman sekse hazır yaratıklardır ve çoğu zaman sevişmekten başka bir şey düşünmezler” önyargısını kuvvetlendireceğe benziyor.

10- SEKSAPELİN DE DÖNEMİ VAR

Envai çeşit bakım ürününün yardımıyla elde etmeye ve korumaya çalıştığımız güzelliğin aslında biz kadınlara yumurtlama döneminde doğal olarak verildiğini biliyor muydunuz?

Özetle yumurtlama döneminde kadınların çok daha güzel, seksi ve çekici olduğunu söylemek istiyoruz.

Uzmanlar bu konuya da kafa yordular ve yaptıkları bir deneyle bunu kanıtladılar. Öyle ki, yapılan bir araştırmaya göre uzmanlar önce yumurtlama evresinde sonra da normal dönemde kadınların birer fotoğraflannı çekip, bu fotoğratlan kadın ve erkeklere gösterdiler. Çıkan sonuçlara göre deneye katılan kadın ve erkeklerin çoğu yumurtlama dönemindeki kadınlann çok daha çekici ve hoş gözüktüğüne karar vermişler.

Kadın Yüzünün Çekiciliği Yumurtlama Döneminde Artıyor (Female Facial Attractiveness Increases During The Fertile Phase of the Menstrual Cyde) başlığıyla 2004 yılında yayımlanan bir makale bu araştırmadan bahsederken, kadının yumurtlama döneminde çok daha çekici olduğunu gözler önüne seriyor. 2001 yılında yayımlanan ve kadının vücut kokusuyla yumurtlama arasındaki ilişkiyi irdeleyen Female Body Odour Is a Potiential Cue to Ovulation isimli makaledeyse, farklı bir deneyden bahsediliyor. Kadınlara yumurtlama dönemleri boyunca bir tişört, yumurtlama dönemleri sonrasında ise başka bir tişört giydirilmiş. Daha sonra yapılan deneylerde bu tişörtler belli sayıda erkeğe koklatılmış.

Katılımcı erkekler yumurtlama döneminde giyilen tişörtlerin çok hoş koktuğunu ve bu kokunun kendilerini tahrik ettiğini ifade etmişler.

Kısaca, kadınların yumurtlama dönemlerinde çekici birer avcıya dönüştüklerini ve istedikleri erkekleri kolaylıkla baştan çıkarabildiklerini söylemek mümkün, iste doğanın kadına gerçek hediyesi!

kaynak: Çarpıcı Seks Gerçekleri


Yatakta Becerikli Olmanın Sırrı

Aralık 29, 2009

Yatakta yeterince tecrübeniz var mı? Yada nasıl yetenekli olunur öğrenmek istiyor musunuz? Yetenekli kadınlar yatakta hangi yöntemleri kullandıklarını, ne tür cinsel yetenekleri olduğunu ve bunu ne şekilde kullandıklarını hiç çekinmeden anlatmışlar. İşte cesur kadınların yatak sırları…

Yataktaki başarılarıyla övünmek genellikle erkeklere özgüdür. Kaldı ki bu övünmelerin odak noktası da nitelikten çok, niceliktir. Onlar becerilerini sayılarla ifade ededursunlar, kadınlar nedense birbirleriyle cinsel problemlerini paylaşmaya daha yatkındırlar. Bu problemleri arkadaşlarına anlatarak onlardan fikir almak, kendilerininkine benzer deneyimlerden yararlanmak isterler. Fakat eğer bir kadın yatakta harikalar yaratıyorsa ya da mesela kendine özgü bir yöntemle erkekleri çılgına çeviriyorsa, bu bilgiyi kendine saklamayı tercih eder; tıpkı yeni kabanını hangi mağazadan aldığı bilgisini kendine saklamayı tercih ettiği gibi!

Şu da bir gerçek ki, eğer cinselliğin bir tabu olmaktan çıkıp rahatça konuşulan bir konu haline gelmesini istiyorsak, kendimiz de bu konuyu rahatça konuşmaya açık olmalıyız. İşte bazı kadınlar bu gerçeği bizden daha önce anlamış olacaklar ki, yatakta hangi yöntemleri kullandıklarını, ne tür cinsel yetenekleri olduğunu ve bu yetenekleri ne şekilde kullandıklarını hiç çekinmeden anlatmışlar. Amaçları ise kesinlikle övünmek değil, deneyimlerini paylaşmak ve başka kadınların bilgi dağarcığının gelişmesine katkıda bulunmak! Öyleyse gelin, biz de o kadınların cesur açıklamalarına kulak verelim ve sonra da, kendi cinsel becerilerimizin neler olduğunu düşünmeye başlayalım…

‘BİRLİKTE OLDUĞUM HİÇBİR ERKEĞiN CİNSEL GEÇMİŞİNİ YARGILAMIYORUM’

(Ela – 36 yaşında) “Sanırım benim yataktaki yeteneğim aslında yatak dışında, ilişkinin genelinde de işe yarayan bir yetenek. Kadınlar genellikle birlikte oldukları erkeğin cinsel geçmişini öğrenmeye can atarlar ama öğrendikleri anda da o geçmiş hakkında ileri geri konuşmaya, partnerlerini bu konuda iğnelemeye, hatta tartışmalarda bunu kullanarak onlara saldırmaya çalışırlar. Bunun son derece yanlış bir tutum olduğunu düşünüyorum. Böyle davranan bir kadın, kendini gerçek bir yetişkin olarak tanımlayamaz. Ben birlikte olduğum erkeğin cinsel geçmişini ne kadar ayrıntılı biliyor olursam olayım, bu geçmişi kullanarak onu ne yatakta, ne de yatak dışında yargılarım. Aynı şekilde, öğrendiğim hiçbir seks hikâyesini de ‘hata’ olarak görmem. Çünkü yaşananların her biri insan için bir deneyimdir.

Bir keresinde, birlikte olduğum erkeklerden biri bana daha önce eşcinsel bir deneyim yaşadığını söylemişti. Bir başkası ise, birlikte olduğu kadınlardan biriyle ilk üç ay boyunca doğru dürüst cinsel ilişkiye giremediğini itiraf etmişti. Bütün bunları o erkekleri yaralamak için kullanmak ya da onlar hakkında saçma sapan şüphelere kapılmak aklımın ucundan bile geçmedi. Sonuçta hepimizin cinsel tarihinde sivri noktalar ve başarısızlıklar var. Çok iyi biliyorum ki bu esnek bakış açım, benimle beraber olan erkeklere de yansıyor ve onların kendilerini benim yanımda çok daha rahat hissetmelerini, dolayısıyla da karşımda kendilerini hem cinsel, hem de duygusal olarak çok daha fazla açmalarını sağlıyor.”

‘SEKSLE AŞKI AYIRMAYI BİLİRİM’

(Burcu – 32 yaşında) “Övünmek gibi olmasın ama galiba benim yataktaki yeteneğim, erkekleri en fazla memnun edecek yeteneklerden biri. Çünkü seks söz konusu olduğunda, olaya rahatça erkek gözüyle bakabilirim. Tek gecelik ilişki yaşayıp ertesi sabah pişmanlığa kapılan ve yattığı erkeğin neden hâlâ onu arayıp evlenme teklif etmediğini merak eden kadınlara hem acıyorum, hem de doğrusu biraz kızıyorum. Çünkü bence bunun altında, kendi bedeninin ve cinsel hayatının sorumluluğunu üstlenememenin yanı sıra seksi, bir erkeği kontrol altına almak için kullanmaya çalışmak gibi bir düşünce var.
Açık konuşmak gerekirse, âşık olmadan sevişemediğini iddia eden kadınlardan biri değilim, hiçbir zaman da olmadım. Cinsellik sadece fiziksel boyutta da yaşanabilir ve o zaman da çok büyük zevk verebilir. Kadınların her cinsel deneyimde romantizme ihtiyaçları olduğu düşüncesi palavradan başka bir şey değil. Burada önemli olan, seksle aşkı insan hayatının iki farklı ihtiyacı olarak değerlendirmeyi bilmek. Ben bugüne kadar âşık olduğum insanlarla da seviştim, âşık olmadıklarımla da seviştim. Buna karşılık, âşık olup sevişmediğim, yani aşkımın tamamen platonik boyutta kaldığı erkekler de oldu. Bu deneyimlerin hiçbirinin bir diğerinden daha özel ya da daha güzel olduğunu iddia edemem, çünkü hepsi bana ait. Ama şu kadarını söyleyebilirim ki, erkekler bir kadının seksi, seks olarak gördüğünü bildikleri zaman o kadına kendilerini çok daha yakın hissediyorlar. Çünkü bedenlerden önce, kafaların aynı yerde olması önemli.”

‘MODA TUTKUMU YATAK ODAMA DA TAŞIRIM.’

(Ayşegül – 27 yaşında) “Biliyorum, sevişmek herkesin aklına çıplaklığı getirir. Fakat söyler misiniz, yatağa sadece topuklu dizüstü çizmeleri ya da seksi bootieleriyle giren bir kadını hangi erkek reddedebilir? Stilimi geliştirme konusundaki merakımı bir süredir cinsel alanda da kullanıyorum ve çok iyi sonuçlar aldığımı söyleyebilirim. Sıra dışı iç çamaşırlarını bir tarafa bırakın, onları zaten herkes giyiyor. Fakat ben mesela bazen partnerime sürpriz yapıp üzerimde sadece mutfak önlüğüyle ortaya çıkıveririm! Ya da onun kravatlarından birini takarım. Örneğin Cadılar Bayramı’nda da yatağa üzerimde çok tatlı ve seksi bir cadı kostümüyle girdim. Yatak odasındaki fantezileri ateşleyecek her türlü iç gıcıklayıcı giyim tarzı ilgimi çekiyor. Soyunmak için de doğrusu fazla acele etmiyorum. Çıplaklık nasıl olsa eninde sonunda gelecek!”

‘SEKSTEKİ EN BÜYÜK AYRICALIĞIM, FİZİĞİMLE BARIŞIK OLMAM’

(Figen – 39 yaşında) “Evet, en büyük cinsel yeteneğimi özgüvenim olarak görüyorum ve bunun pek çok kadının sahip olmadığı gerçek bir yetenek olduğuna inanıyorum. En mükemmel vücutlu kadınlar bile kendilerinde kusur bulmak için yer arıyorlar ve bu yer de çoğunlukla yatak oluyor. Yağlanmış göbekler, küçük göğüsler, çarpık bacaklar, cilt kusurları, kalın beller, fazla geniş kalçalar kadınların nedense bir ayna önünde, bir de yatakta gözüne batıyor. Oysa emin olun ki, bütün bunlar erkeklerin umurunda bile değil, bunu tecrübelerimden gayet iyi biliyorum. İtiraf etmeliyim ki, genç kızlığımda benim de bazı güvensizliklerim vardı ve bunları partnerlerimin önünde sık sık dile getirirdim. Fakat zamanla gördüm ki, bunu yapmak seksin tadını kaçırmaktan başka bir işe yaramıyor. Çünkü bir erkek için en önemlisi, seviştiği kadının kendi vücuduyla, o çarpık bacaklarla, o küçük göğüslerle, o geniş kalçalarla barışık olduğunu, hatta onları sevdiğini bilmek…
Ben bir manken adayı değilim, hiçbir zaman olmadım; ama kendi vücudumu bu haliyle sevmeyi öğrendiğimden beri en ideal vücutlu kadından çok daha mutluyum. Fiziksel kusurlarımın da benim bir parçam olduğunu biliyorum ve her yatağa girişimde kendimi dünyanın en seksi varlığı gibi hissediyorum. Benim bu enerjim, birlikte olduğum kişiye de yansıyor ve o da beni dünyanın en seksi varlığı gibi görmeye başlıyor. Hayatta bundan daha büyük ve güzel bir keşif olabilir mi?”

‘DIRTY TALK KONUSUNDA UZMANIM!’

(Şebnem – 34 yaşında) “Çoğu kadın yatakta ağzını açmaya bile cesaret edemiyor ya da hissettiklerini en fazla birtakım sesler çıkararak ifade ediyor. Bunun altındaysa, kendini baskı altına alma eğilimi ve utanma hissi var. Halbuki erkeklerin yatakta konuşan kadınlara bayıldıklarını kendi deneyimlerimden biliyorum. Tabii burada bahsettiğim, ön sevişmede başlayıp seks bitene kadar gevezelik etmek değil; o kadarı da fazla olurdu! Ben daha çok, fısıldamayı tercih ederim, çünkü bu ses tonunun erotik bir gücü vardır. Karşımdaki erkeğe, bana ne şekilde dokunmasını istediğimi ayrıntılı bir biçimde anlatırım. İstediklerimi yaptığında ona övgüler yağdırırım; bunun kesinlikle erkekleri gaza getiren bir yanı vardır!

Aynı şekilde, partnerimi de konuşmaya teşvik ederim, çünkü onun da bana isteklerini söylemesi gerek. Eğer seks bir iletişim kurma biçimiyse, bunu sözlü iletişimle desteklemenin yoğunluğunu bir kat daha artırdığını rahatlıkla söyleyebilirim. Ayrıca sevişirken konuşmanın insanın hayal gücünü geliştiren bir yanı da olduğu kesin. Yakında erotik romanlar yazmaya başlarsam şaşırmayın!”

‘HAYAL GÜCÜM SINIR TANIMIYOR’

(İdil – 31 yaşında) “Seks konusunda insanın kendini sürekli geliştirmesi ve zihnindeki tabuları yıkması gerektiğine inananlardanım. Sanırım hayal gücüm fazla geniş ve partnerimin karşısına her seferinde yeni bir sürprizle çıkmam, cinsel hayatımızın durmadan zenginleşmesini sağlıyor. Örneğin en son, birlikte çıplak halde meditasyon yapmayı önerdim. Aramızdaki ruhsal bağı derinleştirirken fiziksel olarak da yakınlaşmanın iyi bir fikir olduğunu düşünmüştüm ve gerçekten de öyleymiş! Aynı şekilde seks için sıra dışı mekânlar bulmak, sevişirken zaman zaman farklı rollere bürünmek, yeni pozisyonlar denemek, hatta ara sıra sınırları zorlamak, kısacası cinsel hayatımızı hareketlendirecek her şey beni heveslendiriyor.

Başka neler yapabileceğimizi düşündükçe sekse kafa yordukça, zihnimin açıldığını hissediyorum ve ilginç bir şekilde bu zihin açıklığı, hayatımın diğer alanlarına, özellikle işteki yaratıcılığıma da olumlu yansıyor. Tabii ki, ne kadar özgür olduğumuzu iddia edersek edelim, hepimizin yatakta birtakım sınırları var ama benim amacım, bu sınırları mümkün olduğunca geniş ve esnek tutmak.”

‘KİMSE BENİM KADAR İYİ MASAJ YAPAMAZ!

(Aslı – 29 yaşında) “Enstrüman çalmak, insanın parmak ucu duyarlılığının artmasına ve dokunuşlarının farklılaşmasına büyük katkıda bulunuyor. Ben de küçük yaştan beri çello çaldığım için ellerim çok güçlü ve parmak uçlarım son derece duyarlı. Dolayısıyla bir erkeğin vücuduna dokunduğum zaman, herhangi bir kadının yaratacağından çok daha büyük bir etki yaratabiliyorum.
Bu yeteneğimi geliştirerek birlikte olduğum erkeklere masaj yapmaya başladım ve inanın bana, her seferinde baş döndürücü iltifatlar aldım. İşin tek sırrıysa, bütün konsantrasyonumu ellerimde ve özellikle parmak uçlarımda toplamam. Aynısını ön sevişmede de yapıyorum ve böylece partnerimi çok daha ateşli hale getirebiliyorum. Kadınlara tavsiyem, seks sırasında dokunmaya ve dokunulmaya zaman ayırmaları.”

‘YATAKTA BİTMEK BİLMEYEN BİR ENERJİYE SAHİBİM’

(Gülce – 26 yaşında) “Durgun bir insan sayılmam ama zıp zıp zıplayan, bütün vücudundan enerji taşan o canlı ve heyecanlı kadınlardan da değilimdir. Fakat her ne hikmetse, yatağa girdiğim anda adeta başka birine dönüşüyorum, cinsel enerjim ve isteğim tükenmek bilmiyor. Öncesinde ne kadar yorgun, dalgın ya da stresli olursam olayım, sevişmek bana kendimi bir anda iyi hissettiriyor ve bunu karşı tarafa da yansıtıyorum. Birlikte olduğum erkeklerin çoğu bu halime şaşırıyorlar, çünkü sık sık baş ağrısı bahanesiyle karşılaşmaya alışmışlar. Ne yazık ki çoğu kadın seksi gönlünce yaşayamadığı için bir angarya gibi görüyor ve sevişirken, deyim yerindeyse, dakikaları sayıyor. Oysa ben, şartlar müsait olsa günlerce yataktan çıkmayabilirim! Bu belki de, fiziksel ve zihinsel kapasitemi yatakta kullanmayı tercih etmemden kaynaklanıyor. Cinselliği etkili ve güzel bir iletişim biçimi olarak görüyorum; ona mümkün olduğunca fazla vakit ve enerji ayırmak gerek.”

Kaynak: Marie Claire

kaynak: Yatakta Yetenekli Olmak


Yatakta Heyecanı Arttrın

Aralık 22, 2009

Vücudun sürprizlerle dolu hassas bölgelerini sizler için gün ışığına çıkarıyoruz! Bu bölgelere dokunarak birbirinizi ne kadar heyecanlandıracağınızı görünce şaşıracaksınız. Yatakta heyecanı arttırmanın 5 yolu var! İşte 5 hassas nokta…

Bütün ilişkiler birbirinden farklıdır. Alışkanlıklar; sosyal yaşamınızın sınırlarını belirlediği gibi seks hayatınızı da iyi ya da kötü yönde etkileyebilir. Peki, sizin bu yöndeki alışkanlıklarınız nasıl? Yatağa girmeden önce birbirinizi heyecanlandırmak için hep aynı rutin şeyleri mi yapıyorsunuz? Seks terapisti Lori Buckley, her ön sevişmede birbirinize aynı şekilde dokunmanın, bir süre sonra vücudunuzu bu dokunuşlara karşı hissizleştirdiğini belirtiyor. Bu sorunu çözebilmek için çeşitli uzmanlarla konuşarak vücuttaki farklı hassas bölgeleri öğrendik. İlişki sırasında bu hassas noktaları nasıl verimli biçimde kullanabileceğinizi öğrenmek için yazımıza mutlaka göz gezdirin.

HASSAS NOKTA 1

Dudakların etrafındaki bölge

Öpüşmeyi bildiğinizden eminiz. Ancak büyük ihtimalle ağzınızın çevresindeki hassas sinir uçlarından haberiniz yok. Seks uzmanı Rachael Ross’a göre, bu bölge dokunuşlara karşı olağanüstü hassas, ancak çoğu insan dudağın kendisine daha fazla önem gösterdiği için bu nokta geri planda kalabiliyor. Parmak ucunuzla dudaklarınızın etrafına hafifçe dokunarak bu iç gıdıklayıcı deneyimi yaşayabilir ve neden bahsettiğimizi daha kolayca anlayabilirsiniz. Başbaşa kaldığınızda sevgilinizin bu deneyimden faydalanması için, fazla sert bir öpüşme sergilemenize gerek yok. Bunun yerine, onu normal bir biçimde öptükten sonra, üst dudak çizgisinin üzerine dudaklarınızı hafifçe değdirin. Kendinizi çekip onu tekrar öpün, ardından aynı taktiği alt dudağına da uygulayın.

HASSAS NOKTA 2

Çene ve omuzların arası

Çene kısmınızla omuzlarınız arasında kalan tüm bölge erojen olmasıyla ünlüdür. Ancak bu bölgede öne çıkan bir nokta var ki tüylerinizi diken diken edebilir! Boynun yaka kısmı ile birleştiği yerde bulunan bu küçük çukurun cildi daha incedir ve altında yoğun miktarda yağ dokusu bulunmaz. Bu nedenle bu bölgede bulunan sinir uçları oldukça kuvvetlidir. Bir başka deyişle, bu bölgeye yapılan ufacık bir temas bile kendinizi harika hissetmenizi sağlar.

Sevgilinizin boynunu öperek aşağıya doğru indiğiniz sırada, işaret ve orta parmaklarınızın uçlarını omzundan ortadaki çukura doğru, yavaş ve dairesel hareketler çizerek hareket ettirin. Ardından ağzınızı bu bölgenin üzerinde hareket ettirerek çukuru nefesinizle ısıtın. Uzmanlar, bu ısı ve temas kombinasyonunun vücudunuzu rahatlatarak sizi heyecanlandıracağını belirtiyor.

Ayrıca, erkek arkadaşınız bu bölgeye dokunduğunda; vücudunuzun üst kısmı, özellikle de göğüsleriniz, daha duyarlı bir hale gelir ve bu da daha fazla zevk almanızı sağlar.

HASSAS NOKTA 3

Vücudun yan kısmı

Göğüs kafesinin alt kısmından başlayarak kalçalara kadar inen bu güçlü sinir uçları, doğrudan cinsel organa bağlıdır. Bu bölgeye yapılan temas, hem kadın hem de erkeklerde pelvik kasların kasılmasına ve heyecanın artmasına sebep olur. Diğer noktalardan daha hassas olduğu için, bu bölgeyle daha fazla ilgilenmelisiniz.

Sağ veya sol göğüs kafesinin altından başlayarak bu bölgeye dokunabilir, normalde uyguladığınız baskıdan daha kuvvetli bir şekilde öperek aşağıya inebilirsiniz.

Dr. Ross, bunu uyguladığınızda erkek arkadaşınızın pelvik bölgesindeki kasların kasıldığını birer birer göreceğinizi belirtiyor. Sevgiliniz aynı şeyi size uyguladığında klitorisinizdeki muhteşem kasılmaları hissedebilirsiniz.

HASSAS NOKTA 4

Sırtın alt kısmı

Omurganın en alt kısmında bulunan bölge, son derece hassas sinirlerle doludur. Bu durumdan faydalanmak için birbirinize masaj yapmanızı tavsiye ederiz. Masaja kürek kemiklerinden başlayın. Sırtın alt kısmında dokunuşlarınızı biraz daha yumuşatın.

Bu bölgenin algıları o kadar kuvvetlidir ki, en yumuşak temas bile tüm vücudun irkilmesine sebep olabilir. Yanağınızı bu bölge üzerine hafifçe bastırmak da iyi bir fikir olabilir. Beklenmeyen ten teması erkek arkadaşınızın heyecanlanarak daha fazla dopamin hormonu salgılamasına neden olur.

Ardından bu bölgeyi öperek hafif temaslarla uyarabilirsiniz. Ayrıca saç uçlarınızı sevgilinizin vücudunda gezdirebilir, tırnaklarınızı kullanarak heyecanını artırabilirsiniz.

HASSAS NOKTA 5

Kalçalar

Vücutta bulunan en hassas sinirlerden bazıları da kalçaların iç kısmında bulunur. Bu bölge dokunmaya karşı oldukça hassastır. Parmaklarınızı, partnerinizin kalçasının iç kısmından başlayarak yavaşça yukarı doğru gezdirin ve hafifçe okşayın.

Buckley’e göre, bu bölgedeki cilt son derece hassas olduğu için hareketlerinize sevgilinizin vereceği tepkileri son derece net biçimde görebilirsiniz. Eğer sizden kaçar gibi hareketler yapıyorsa, bu, orada bulunan sinirleri etkilediğiniz anlamına gelir.

Önsezilerinize göre hareket edin; sevgilinizin rahatsız olduğunu hissediyorsanız, biraz yavaşlayabilirsiniz. Heyecanlandığını görüyorsanız ve devam etmenizi istiyorsa tempoyu düşürüp artırarak ona dokunmaya devam edebilirsiniz.

Erkek arkadaşınız vücudunuzdaki aynı bölgeye dokunurken, nefes alış verişinizin sıklaştığını ve pelvik bölgenizin kasıldığını hissedebilirsiniz. Bunun sebebi, bu bölgeye yapılan özel bir temasın dolaylı olarak genital bölgeyi etkilemesinden kaynaklanıyor.

Dr. Ross, burada bulunan sinirlerin hem kadın hem de erkek beynine zevk sinyalleri gönderdiğini belirtiyor. Bunları uygulayabilmek için öğrendiklerinizi ona da anlatabilirsiniz!


G Noktası ve Yeni Zevk Noktaları

Aralık 17, 2009

Pek çoğumuz yerini bile bulamamışken, orgazmın ve sekste zevkin kilit noktası gösterilen G noktası out oldu bile… Uzmanlar yepyeni 4 haz noktası daha keşfettiler!…

G noktası, yıllarca orgazma giden tek yol olarak gösterildi hepimize; dergilerde yayımlanan makalelerde G noktamızın yerini aradık durduk ki orgazm olabilelim. Ancak ne okursak okuyalım, ne yerini tam tespit edebildik bu G noktasının, ne de uyarıldığında şak diye orgazm olmayı başarabildik. Tez çürümüştü… Orgazm çok yönlüydü ve orgazma ulaşmamızı sağlayan tek nokta, kesinlikle G noktası değildi de, neydi?

NEREDESİN G NOKTASI?

İşte, asırlardır net olarak anlaşılamayan bir mevzu daha: G noktasının yeri! Aranızda, bu noktanın yerini tam olarak bilen var mı emin değiliz ama cin fikirli doktor Grafenberg’in tarif ettiği noktanın koordinasyonunu biliyoruz.

G noktası, vajina girişinin ortalama dört santimetre sonrasında, biz kadınlarda bulunan ve minimal ölçekteki bir prostat bezine benzeyen noktadır. Kılcal damarların bolluğu sayesinde, bölge, vajinanın iç kısmının diğer noktalarına oranla bir nebze daha hassastır ve iddialara göre bu noktaya temas edildiğinde kadın daha çabuk orgazma ulaşır.

Prostat bezi tezini, erkeklerin anüs bölgesinden uyarıldıkları savıyla özdeşleştirebiliriz. Bu gerçeği, sokakta heteroseksüel erkek bulmamızın giderek güçleşmesiyle de açıklamak mümkün tabii…

NEREDEN ÇIKTI BU G NOKTASI?

G noktasının hikâyesi, günümüzden neredeyse 70 yıl kadar önceye dayanıyor. Alman asıllı jinekolog Dr. Ernest Grafenberg, Journal of Sexology dergisinde yayımlanan makalesinde, “G noktası” terimini ilk kez kullanır. Kadınların sadece klitoris yoluyla uyarlamayacağını, asıl orgazmın G noktasının uyarılması sonucu gerçekleşebileceğini; G noktası uyarılmış bir kadının kontrolden çıkmışçasına saatlerce coşkun bir biçimde seks yapabileceğini iddia eden Grafenberg, böylece bu netameli noktaya isim babalığı da yapar. Haliyle, G noktasının G’si, Grafenberg’in soyadından gelmektedir.

Vajinanın ön duvarı boyunca uzanan ve uyarıldığında ciddi bir haz doğuran bu noktanın günümüzdeki popülerliğine ulaşması ise, 1982 yılında Amerikalı ünlü seks terapisti Alice Ladas tarafından, Grafenberg’in makalesine atfen kullanılmasıyla gerçekleşir. G Noktan (G Point) adında bir kitap yazarak konuyu yeniden gündeme getiren Ladas, başımıza bela olacak bu erojen noktayı aklımıza böylece sokmuş olur. O tarihten sonra, modern kadın için kadınlığın onuru, G noktası üzerinden orgazm olmaktan geçmeye başlar…
KEŞFEDİLMEYİ BEKLEYEN 4 NOKTA

Konunun özüne dönersek, G noktasının biz kadınların cinsel hayatında ne derece önemli olduğu hâlâ tartışma konusu. Bazı uzmanlar bu noktanın iddia edildiği kadar etkili olmadığı konusunda son derece ısrarlı. Ortalıkta G noktasını bulmak için canını dişine takan ve yine de bir türlü orgazm olamayan bu kadar kadın varken, bu iddiaya hak vermemek de pek mümkün değil açıkçası.

Dolayısıyla, biz de bu ısrarı destekliyor ve G noktası kâbusuna sonsuza dek dur diyecek yeni noktalar öneriyoruz sizlere. İşte başımızın belası G noktasını hayata küstürecek iddialı rakipleri ve onların seks hayatımızı değiştirecek akıl almaz etkileri…

A NOKTASI:

Noktaların şahı olarak anılmaya aday yepyeni bir nokta. AFE (Anterior Fornix Erotic) bölgesi olarak bilinen bu bölge, rahim boynunun üstünde yer alan ve seks hayatınıza gerçekten renk katacak çok özel bir nokta. Desmond Morris’in Çıplak Kadın (The Naked Woman) adlı kitabında A noktası, vajinanın en dibinde yer alan ve hassas dokulardan oluşan bir bölge olarak tarif edilir. Bu bölgeyi doğrudan uyarmanın orgazma bağlı şiddetli büzülmeler oluşturduğunu belirten Dr. Morris, aynı zamanda bu bölgeye basınç uygulamanın kişiyi ilişkiye hazır hale getireceğini belirtiyor. Yani pek çoğumuzun muzdarip olduğu ve orgazm olmamıza çoğu zaman ket vuran kuruluk problemini A noktası çözüyor.

A noktası, mesanenin ve rahim boynunun arasında, vajinanın en dip noktasına doğru, hassasiyeti son derece yüksek bir doku parçasıdır. Bu noktayı uyarmak için, uzun ince ve ucu yukarıya doğru kıvrık bir vibratör alabilirsiniz. Çünkü partnerinizin bu noktaya ulaşması biyolojik olarak pek de mümkün görünmüyor. Bu tür bir oyuncak istiyorsanız internetten araştırma yapmanızı tavsiye ediyoruz. Keyif almak için, bazen kendi kendimize çaba göstermemiz gerektiğini de unutmamaya çalışın.
C NOKTASI:

Adının havalı durduğuna bakmayın; bildiğimiz klitoristen söz ediyoruz. Şükür ki erkekler de klitorisin ne olduğunu biliyorlar. Ancak hem onların hem de bizlerin bilmediği temel nokta, klitorisin sanıldığından daha büyük olduğu.

Klitoris, vajinanın derinlerinde bulunan bir bölge. Pek çok kadın orgazma ulaşmak için klitorisinin uyarılmasını tercih ediyor. Bu konuda son derece haklılar; zira bu uyarım, orgazma daha keyifli ulaşmayı sağladığı gibi, bir görüşe göre seksi daha tatmin edici kılıyor.

Tam bir koordinat vermemiz gerekirse; klitoris, vajina girişinin üst kısmında bulunur ve vajinanın dış dudaklarının bir parçasıdır. Unutmadan belirtelim, vajina girişi de klitorisin bir parçasıdır.

Seks sırasında, klitorisinizi kendi kendinize uyarmanız da son derece keyifli bir gece geçirmenizi sağlar. Üstelik partnerinizin de daha istekli ve ateşli olmasını tetikler.
P NOKTASI:

İşte gerçekten yepyeni bir nokta; uyarılması kolay, hazzı büyük. Keşfedilmeye açık bakir topraklar gibi. Perineum denilen; vajina ve anüs arasında, pek çok sinir ucunun yer aldığı bir bölge olan P noktası, bulunması ve uyarılması en kolay olan bölgelerden biri.

Vajina girişinin sonuyla anüs başlangıcının arasında bulunan bu özel nokta ya da bölge, hem erkekler hem de kadınlar için son derece erojen ve uyarıcı bir yer.

Derisi, vajinanın dış yüzeyini kaplayan diğer bölgelere oranla çok daha yumuşak olan P noktası, doğru uyarıldığında sizi hazzın doruğuna taşıyabiliyor. O doruğa çıkmanız için tek yapmanız gerekense, partnerinizden bu bölgeye kuvvetli bir biçimde bastırmasını istemek. Eğer doğru yere dokunmayı başarırsa, bunun sizde yarattığı haz tarif edilmez olacaktır.

Bu nokta her kadının farklı hissettiği bir bölgedir. Sizin için hangi dokunuşun daha uygun olduğunu partnerinize ifade etmeyi unutmayın.
U NOKTASI:

Adını uretradan yani idrar yolundan alan bu nokta, farklı deneyimler yaşamak için yeni bir çıkış noktası olabilir. Tam olarak tanımlamak gerekirse; idrar yolu girişinin iki yanında bulunan duyarlı doku parçalarıdır.

Bu bölgeye, herhangi bir şekilde dokunulması tahmin edilemeyecek kadar çok zevk verir. Bu noktayı tam olarak tespit etmek için, vajina girişinizin hemen üst kısmına bakmanız gerekir.

U noktasını en iyi şekilde uyarmak içinse, o bölgenin etrafında parmağınızla küçük daireler çizmeniz yeterlidir. Bundan, kadınların büyük bir kısmı zevk alır. Ancak Ateşli Seks (Hot Sex) adlı kitabın yazarı olan Tracey Cox’a bakacak olursak, bazı kadınlar, bu noktalara temas edilmesinden hiç hoşlanmayabiliyor.

Bir diğer grup kadınsa, U noktasına temas edildiğinde hiçbir şey hissetmiyor. Yine de Cox, U noktası doğru biçimde uyarılan çoğu kadının zevkten çılgına döneceğini söylüyor.


Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

Aralık 14, 2009

Cinsel yolla bulaşan hastalıkları çoğu bayanlar yanlış biliyorlar. peki bu yanlış bilinçlenmeye karşı nasıl bir çözüm önerileri var? cinsel ilişki sırasında bulaşan hastalıklar şunlardır;

Hepatit B (sarılık)

Geçirildiğinde bazı durumlarda ciddi belirtilerle seyredebilen, bazen de kronikleşerek ciddi sağlık sorunları yaratabilen bir hastalık olan Hepatit B, basit bir aşıyla hemen tümüyle önlenebilen bir hastalıktır.

Hepatit B enfeksiyonu, Hepatit B virüsünün (HBV) karaciğer dokusunda enfeksiyona yol açmasıyla ortaya çıkan bir durumdur. Virüs vücuda ilk kez girdiğinde şiddetli belirtiler ve sarılık yapabileceği gibi hiç bir belirti de vermeyebilir. Enfeksiyon sonrası seyir tam şifa ve ömür boyu süren bağışıklık olabileceği gibi kronikleşme ve kalıcı karaciğer hastalığına dönüşüm de söz konusu olabilir.

Hepatit B geçiren erişkinlerin %5-10′unda, çocukların ise %70′inde hastalık kronikleşir. Kronikleşen hepatit B enfeksiyonu karaciğer yetmezliği, siroz, karaciğer kanseri riskini önemli oranda artırır. Ek olarak kronik hepatit B enfeksiyonu olanlar virüsü taşımaya devam ettikleri için hastalığı başta yakın temas halinde olduğu kişiler olmak üzere diğerlerine bulaştırmak için önemli bir kaynak teşkil ederler.

İlk enfeksiyon sonrası taşıyıcı durumuna geçmeyen şanslı bireylerde vücutta gelişen antikorlar hastalığa karşı ömür boyu bağışıklık sağlarlar ve bu bağışıklığı olanlarda kronik enfeksiyona bağlı riskler gerçekleşmez. Dünya Sağlık Örgütü hepatit B virüsünü insanda sigaradan sonra kanser yapan en önemli dış etken olarak değerlendirmektedir.

Belirtileri nedir?

Virüs vücuda girdikten sonra 60-120 gün süren bir kuluçka dönemi sonrası belirti vermeye başlar. Hastaların yarısında hafif kırgınlık gibi hastalığa özgü olmayan belirtiler gözlenirken, diğer yarısında kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, bulantı kusma, yorgunluk, karaciğer bölgesinde ağrı gibi belirtilerle birlikte gözaklarında sararma, ciltte sararma, idrar renginde koyulaşma, dışkı renginde açılma ortaya çıkabilir.

Kimlerde olur? (Risk grupları)

Hepatit B enfeksiyonu damar yoluyla uyuşturucu kullananlarda, homoseksüel ilişkisi olanlarda, doktor, hemşire gibi sağlık personelinde, kanama bozukluğu nedeniyle sık sık kan ya da kan ürünü alanlarda, hemodiyaliz hastalarında diğer insanlardan daha sık görülür. Hastalığı taşıyan kişilerin yakınları da büyük risk altındadır.

Cinsel ilişki virüsün bulaşması için en uygun yollardan biridir ve bu haliyle hepatit B cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında da en ön sıralarda yer alır.

Nasıl bulaşır?

Hepatit B virüsünü taşıyan kişilerin kanlarında, tükürük salgılarında, spermaları (meni) içinde , vajinal salgılarında virüs yoğun olarak bulunur. Virüsün çok az bir miktarının bile bağışıklığı olmayan birinin kan dolaşımına geçmesi enfeksiyonu başlatmaya yeterlidir. Virüs ciltte, ağızda, genital bölgelerde gözle bile görülmeyen ufak çatlaklar bularak kişinin kan dolaşımına geçebilmektedir. Aynı kaptan yemek yiyen kişiler arasında ve iyi temizlenmemiş çatal-bıçak gibi malzemenin kullanılmasıyla da bulaşabilir.

Korunma

Hepatit B uygun aşılamayla önlenebilen bir hastalıktır. Bu yüzden ülkemiz de dahil olmak üzere tüm dünyada bu virüse karşı yoğun bir aşı kampanyası başlatılmıştır. Artık çocukların aşı takvimlerinde hepatit B aşısı rutin olarak yer almaktadır. Amaç, bir zamanların salgın hastalığı olan ve şu anda dünyadan silinmiş çiçek hastalığı gibi hepatit B hastalığını da sonsuza kadar silmektir. Sizin kolunuzdaki çiçek aşısı izini çocuğunuz taşımayacak. Belki onun çocuğu da hepatit B aşısı olmak zorunda kalmayacak.

Aşının içinde bulunan madde aslında virüsün bir parçasının rekombinan teknikle yani laboratuarda suni olarak üretilmiş şeklidir. Bu madde vücuda girdiğinde çoğalmaz ve enfeksiyon yapmaz, ancak yabancı bir madde olarak algılandığından özgün antikorlar üretilir. Bu antikorlar vücuda virüs girdiğinde virüsü hemen tanıyarak yok ederler.

Aşı HBsAg ölçümü yapılan ve bu sonucu negatif olanlara uygulanır. İlk dozdan bir ay ve altı ay sonra olmak üzere toplam üç doz uygulanır (bu şema değişebilir). Aşı bittikten belli bir süre sonra kanda virüse karşı antikor gelişiminin seviyesi ölçülmeli ve gerekirse bir doz daha uygulanmalıdır. Aşının beş yıl aralıklarla tekrarlanması önerilir.

Başta risk altında olanlar olmak üzere tüm bireyler Hepatit B’ye karşı aşılanmalıdır. Ailedeki fertlerden birinde taşıyıcılık olması durumunda tüm aile bireyleri aşılanmalıdır.

Hepatit B virüsü taşıyan biriyle temas edilmesi durumunda (cinsel ilişki, kan alınması esnasında iğne batması, ameliyat ekibinin eline iğne batması, aynı ortamda yakın ilişki içinde bulunmak gibi) aşısız olan kişiye temastan sonraki ilk 48 saat içinde koruyucu Hepatit B immun serumu uygulanır ve aşı başlanır.

Henüz Hepatit B aşınız yoksa ihmal etmeden hemen bir sağlık kuruluşuna başvurarak aşınızı yaptırın…
Genital Siğiller

Genital siğiller hem kadında hem de erkekte genital bölgede Human Papilloma Virus (HPV) enfeksiyonu sonucu gelişen karnabahar görünümünde, bazen tek bir bölgede, bazen birkaç bölgede, bazen topluiğne başı kadar ufak, bazen de 5 cm çapına (ender durumlarda 15-20 cm. çaplı olabilir) erişebilen ağrısız kitlelerdir.

Ülkemizde de giderek artan sıklıkta görülen bu cinsel yolla bulaşan enfeksiyonun hem erkekte hem de kadında, ancak özellikle kadında yaratması muhtemel sağlık sorunları nedeniyle her bireyin bu enfeksiyon hakkında bilgi sahibi olması ve kendisinde ya da eşinde bu enfeksiyondan şüphelendiğinde doktora başvurması gerekir.

HPV nedir?

HPV (Human Papilloma Virus) genital bölgede ve mukozalarda enfeksiyon yapan ve condyloma acuminatum (kondiloma aküminatum ya da kısaca kondilom) adı verilen siğil şeklinde kitlelerin oluşumuna neden olan bir virüstür. Çoğu virüs hastalığında olduğu gibi HPV de bir kez vücuda girdiğinde hücreler içinde yerleşir ve zaman zaman alevlenmelere yol açar. Bu yüzden HPV enfeksiyonu kesin tedavisi olmayan bir hastalık olarak kabul edilir.

Nasıl bulaşır?

HPV enfeksiyonu cinsel yolla bulaşan hastalıklar grubunda yer alır. Özellikle çok sayıda cinsel eşi olan (veya öncesinde olmuş olan) bireyler ve bu bireylerin eşlerinde yaygındır. Virüsün bulaşması başka bir bireyin enfekte bölgesinin (penis gibi) mukozalara (ağız ve vajina gibi), ya da doğal olarak nemli bölgelere (anüs gibi) temasıyla olur.

Nasıl belirti verir?

HPV bulaştıktan sonra 2-6 aylık bir kuluçka devresini takiben genital bölgede ve/veya anüs etrafında sayıları ve büyüklükleri değişken kondilom (siğil) adlı kitlelerin oluşmasıyla belirti verir. Belirtiler bireysel özelliklerden oldukça etkilenir ve özellikle erkeklerde enfeksiyon tümüyle belirtisiz seyredebilir. Kadında da belirtisiz seyredebilir, ancak “belirtisiz” seyreden bu durumlarda büyüteçle (kolposkopi) yapılan ayrıntılı incelemelerde dış genital bölge, vajina ya da servikste çok ufak çaplı kitleler çoğu kadında saptanır. Özellikle kadınlarda bazı durumlarda vajina-anüs arası bölgeyi, anüsü ya da vajinayı tümüyle dolduran karnabahar görünümlü dev kitlelere de rastlamak mümkündür. Oral (ağız yoluyla) genital seks uygulamalarında ağız mukozasında da lezyonlar ortaya çıkabilir.

Kadınlarda bazen HPV enfeksiyonunun tek belirtisi jinekolojik muayenede papsmear incelemesinde HPV enfeksiyonuna özgü hücresel anormallikler (koilositoz) bulunmasıdır.

HPV oldukça bulaşıcı bir virüstür ve genital bölgedeki lezyonların mukozalar ya da genital bölgelerle (cinsel ilişkide olduğu gibi) kısa süreli teması bile bulaşması için yeterlidir. Genital bölge mukozasının vajina yoluyla dış ortama açık olması nedeniyle özellikle erkekten kadına daha kolay bulaşır.

Enfeksiyonun yarattığı sağlık sorunları nelerdir?

Genital bölgede kondilom (siğil) oluşumuna neden olan HPV, hücrelerin içine yerleşerek hücrenin genetik yapısını etkileyebilme özelliğine sahip bir virüstür. HPV’nin çok sayıda alt tipi vardır. Bu alt tiplerden bazıları hücrelere olan etkileriyle hücrelerin kendi kendine hızla ve kontrolsüzce çoğalabilen hücrelere dönüşmesine neden olmaktadır. Hücrelerin kontrolsüzce çoğalma özelliği kazanması ise hücrelerin bulunduğu dokuda kanser oluşumu riskini beraberinde getirmektedir. Serviks, vagina ve vulva kanserlerinin gelişiminde HPV’nin bu onkojen (kanser yapıcı) alttiplerinin çok önemli bir rolü olduğu düşünülmektedir. Bu etkiler uzun vadeli etkilerdir ve ancak onkojen etkiye sahip HPV alttipleri tarafından başlatılırlar.

Gebelik açısından HPV enfeksiyonunun önemi daha farklıdır:

Gebelik döneminden önce varolan ya da gebelikte yeni çıkan kondilom kitlelerinin aşırı büyümesi bazen doğum kanalının tıkanmasına neden olur ve vajinal yolla normal doğum imkansız hale gelir.

Diğer bir istenmeyen durum da bebeğin doğum eylemi esnasında doğum kanalından geçerken kanaldaki HPV’yi kapması sonucu meydana gelir. Virüsün bulaşması bebeğinin larinksinde (ses tellerinin bulunduğu organ) papillomlar (ufak kitleler) oluşmasına neden olabilir.

Nasıl tanı konur?

Genital bölgedeki kitlelerin tipik görünümü tanı koymak için yeterlidir. Şüpheli durumlarda kitlelerden biopsi alınarak tanı koymak gerekebilir.

Genital kondilomu olan kadınların komple bir jinekolojik muayeneden geçmeleri ve bazı HPV alttiplerinin onkojen (kanser yapıcı) özelliği nedeniyle papsmear incelemesine tabi tutulmaları uygundur. Şüpheli durumlarda ileri inceleme için kolposkopi (vulva, vajina ve serviksin büyüteçle incelenmesi) ve gerekli durumlarda şüpheli bölgelerden biopsi alınması gerekebilir. Ayrıca günümüzde HPV’nin alt tiplerini belirlemek ve etkenin HPV’nin onkojen alt tipi olup olmadığını saptamak da mümkündür.

Nasıl tedavi edilir?

HPV enfeksiyonunun tedavisinde temel prensip nüksleri en aza indirmek için kitlelerin mümkün olduğunca temizlenmesidir. Bu amaçla virüslere etkili ilaçlar kullanılarak lokal (bölgesel) tedavi ve büyük lezyonların koterizasyon yoluyla yakılması şeklinde tedavi uygulanır.

Hatırda tutulması gereken nokta tedavinin yalnızca görünen lezyonları ortadan kaldırmakla sınırlı olduğudur. HPV enfeksiyonu kronik seyreder ve kitleler ortadan tümüyle kalksa da hücrelerin içinde gizli bir şekilde yaşamını sürdüren virüsler sayesinde bulaştırıcılık devam eder.

Korunma

HPV cinsel yolla bulaşan bir hastalık olduğundan bu konuda alınan genel önlemlerin alınması HPV enfeksiyonundan korunmada tek yoldur. Ancak HPV’nin bulaştırıcılığı o kadar yüksektir ki, şüpheli ilişkilerde kondom kullanımı bile koruyamayabilmektedir. Cinsel temas esnasında erkek genital bölgesinin prezervatifle korunmayan kısımlarından kadına ya da tam tersi kadından erkeğe bulaşma söz konusu olabilir. Bu yüzden bariz kondilom lezyonları olanlarla ilişkiye girmemek çok önemlidir.

Frengi

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar (CYBH) çok çeşitli belirtiler verebilirler. Bu belirtiler arasında en önemlileri kadınlarda vajinal akıntı, kasık ağrısı, dış genital bölgede tek veya çok sayıda ağrılı veya ağrısız lezyonlar, kasık lenf bezlerinde şişme sayılabilir. Erkeklerde de yine penis ucundan akıntı ve yukarıda sayılan diğer belirtiler gözlenebilir.

CYBH grubunda yer alan frengi, bu grup hastalıklar arasında erken dönemde başvurulduğunda nispeten kolay tedavi edilebilen bir hastalıktır. Aksine, ilk belirtiler göz ardı edildiğinde hastalık organ hasarına ve böylece kalıcı bazı hastalıklara neden olabilmektedir. Bu nedenle herkesin frenginin ve elbette diğer CYBH’lerin belirtileri hakkında duyarlı olması önemlidir.

Frengiye neden olan bakteri (treponema pallidum) hastalığı taşıyan biriyle temastan yaklaşık 3 hafta sonra, bakterinin girdiği bölgede mercimek büyüklüğünde kırmızı, ağrısız bir kabarıklık oluşturur. Daha sonra bu kabarıklık derinleşerek frengi ülseri adı verilen “yara” şeklindeki ağrısız lezyonu meydana getirir. Bu ülser 4-6 hafta içinde iz bırakmadan iyileşir. Bu ilk belirti belli bir süre sonra kendiliğinden ortadan kalktığından bazı hastalar bunu hatalı bir şekilde iyileşmiş olma yönünde değerlendirirler. Halbuki bakteri vücuttadır ve çoğalmaya devam etmektedir. Frenginin belki de en kolay tanınabilen bu belirtisi, hastalığın en kolay tedavi edildiği başlangıç döneminde meydana gelen ve asla ihmal edilmemesi gereken bir belirtidir.

Genital bölgede yara yalnızca frengiye bağlı değil, diğer bazı cinsel yolla bulaşan hastalıklara bağlı da oluşabilir. Bu nedenle genital bölgede ister ufak, ister büyük, ister ağrılı, ister ağrısız, ister iyileşen, isterse devam eden her türlü lezyon doktor tarafından değerlendirilmelidir.

Kadınlar böyle durumlarda öncelikle kadın-doğum uzmanına, erkekler ise üroloji (bevliye) uzmanına başvurmalıdırlar. Kesin tanı ve tedavi bu branş doktorlarının ilk incelemesi sonucu hastayı gerekli durumlarda cildiye uzmanına göndermesiyle gerçekleşir.

Klamidya

Klamidya enfeksiyonu chlamydia trachomatis adı verilen bir bakterinin sorumlu olduğu bir hastalıktır ve özellikle gelişmiş ülkelerde cinsel yolla bulaşabilen hastalıkların en sık görülenidir. A.B.D.de her yıl 4 milyon yeni klamidya vakası görülmektedir ve maalesef bu kadınların %40′ından fazlası hasta olduğunun farkında değildir.

Çoğu zaman enfeksiyon herhangi bir belirti vermez ve başka bir nedenden dolayı doktor kontrolüne gidene kadar fark edilmez. Problemin erken dönemde fark edilebilmesi için yılda bir ya da tercihen 6 ayda bir doktor kontrolü ve tarama testlerinin yapılması şarttır. Bu özellikle genç kadınlarda ve birden fazla partneri olan 35 yaş üstü kadınlarda önemlidir.

Belirtileri

Genelde belirti vermemesine rağmen bazı kadınlarda hafif sarımsı akıntı, idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, vajinal bölgede yanma ve kaşınma, kızarıklık, şişlik, dış genital organlarda yaralar, ilişki esnasında ağrı ve anormal kanama gibi kalmidya enfeksiyonuna özgü olmayan nonspesifik tabir edilen belirtiler olur. Erkeklerde ise en sık bulgu penisden olan akıntı ve idrar yaparken yanmadır.

Tanı

Tanı hastanın öyküsü ve muayene esnasında alınan servikal doku örneğinin laboratuarda incelenmesi ile konur. Bu masraflı bir teknik olmasına ve her yerde yapılamamasına rağmen en etkili teşhis yöntemidir. Klamidyayı saptayacak ve tarama testi olarak kullanılabilecek idrar analiz teknikleri geliştirmek amacı ile çalışmalar sürdürülmektedir. Klamidya saptandığında kişinin son 1 hafta içinde ilişkide bulunduğu bireyler de taranmalıdır.

Tedavi edilmediği taktirde klamidya enfeksiyonununen ciddi sonucu infertilitedir. Pek çok kadında pelvik iltihabi hastalığın etken faktörü klamidyadır ve vücuda girdikten uzun yıllar sonra bu tabloya neden olabilir. Klamidya enfeksiyonu karın boşluğu içerisinde yapışıklıklara neden olur ve uzun dönemde çocuk sahibi olmada güçlükler meydana gelebilir.Enfeksiyon varlığından habersiz olan gebe kadınları bekleyen en büyük tehlike ise erken doğum riski ve bundan çok daha önemlisi doğum esnasında mikroorganizmayı bebeğe bulaştırmaktır. Klamidya bebeklerde göz iltihaplarına neden olur. Trahom adı verilen bu hastalık körlükle dahi sonuçlanabilir. Ayrıca yeni doğanlardaki diğer bir tehlike de klamidya zaatürresidir. Bu nedenle gebe olan her kadında klamidya taraması ideal olarak yapılmalıdır.

Önlem

Klamidya enfeksiyonundan korunmanın en etkili yolu diğer bütün cinsel yolla bulaşan hastalıklarda olduğu gibi (uzun süreli tek eşli bir ilişki yok ise) kondom kullanmaktır. Bunun dışında yıkanırken akan suyla yıkanmak yani duş yapmak, vajina içini su ile yıkamamak, sentetik iç çamaşır yerine pamuklu olanları tercih etmek, çok dar pantolon giymemek gibi basit kurallara dikkat etmek tüm vajinal enfeksiyonlardan korunmada olduğu gibi klamidyadan da korunmada etkilidir. En az yılda bir herhangi bir yakınma olmasa bile kontrole gitmek de genel sağlık açısından önemlidir.

Tedavi

Klamidyanın tedavisi antibiyotikler ile olur.Yapılan araştırmalar sonucu Amerikan Hastalık Kontrol ve Öneme Dairesi klamidya enfeksiyonları için standart protokoller önermiştir. Bu tedaviler ile klamidya herhangi bir zarar yaratmadan tedavi edilebilir. Klamidya ile gonore (bel soğuklu) genelde bir arada bulunduğundan bu hastalıklardan bir teşhis edildiğinde diğerine yönelik tetkik ve tedaviler de mutlaka yapılmalıdır.
Mycoplasma ve Ureaplasma

Mycoplasma ve ureoplasma doğada yaşayan bilinen en küçük tekhücrelilerdir. Diğer mikroorganizmalardan farklı olarak bir hücre duvarı içermezler. Bu özellikleri nedeniyle etkileri genellikle hücre duvarı üzerinde olan pek çok antibiyotiğe karşı dirençlidirler. Yine aynı özellik nedeni ile mikrobiyolojik incelemelerde kullanılan gram boyaması gibi bazı laboratuar incelemeleri bu mikroorganizmalar üzerinde uygulanamaz.

Bugüne kadar izole edilmiş on beşten fazla türü olmakla birlikte sadece 3 tanesi insanlar için özel önem taşır. Bunlar Mycoplasma pneumoniae ile Mycoplasma hominis ve Ureaplasma urealyticum’dur. M. pneumoniae insanlarda zatüreye neden olurken diğer ikisi sıklıkla üreme sistemini ilgilendiren patolojilere neden olurlar ve bu nedenle genital mycoplasmalar olarak adlandırılırlar.

Çok küçük olmaları, az miktarda genetik materyal içermeleri ve hücre duvarları olmaması nedeni ile klasik kültür yöntemleri ile tanınamazlar. Mycoplasmaları izole etmek için karmaşık kültür işlemleri gereklidir. Kültürlerde tipik olarak “yağda yumurta” benzeri şekiller oluştururlar.

Görülme sıklığı

Mycoplasmalar hem erkekte hem de kadında genitlal enfeksiyona neden olurlar. Yapılan araştırmalarda herhangi bir yakınması olmayan kişilerin %40′ında kültürlerde mycoplasma ürediği gösterilmiştir. Bu kişilerin %15′inde M.hominis saptanırken %40-75′inde U.urealyticum izole edilmektedir.

Enfeksiyon doğum sırasında anneden kapılabilir ancak nadiren bu bebeklerde enfeksiyon kalıcı olur. Asıl kolonizasyon kişi cinsel yönden aktif hale gelince başlar.

Yapılan geniş kapsamlı bir çalışmada cinsel yöndena aktif ancak herhangi bir yakınması olmayan kadınların %40-80′inde ureaplasma türleri izole edildiği gösterilmiştir. Yine cinsel yönden aktif ve yakınması olmayan kadınların %21-53′ünde M.hominis üretilmiştir. Enfeksiyon ve kolonizasyonun görülme sıklığı erkeklerde daha düşüktür.

Bulaşma yolları

İnsanlarda mycoplasma ve ureaplasma en sık taşıyıcılar arasında direk temas ile bulaşır. Bu nedenle cinsel yolla bulaşabilen bir hastalık olarak kabul edilir. Genital-genital ya da oral-genital temas bu mikroorganizmaların bulaşmasında en sık karşılaşılan yoldur. Bir diğer nadir bulaşma yolu ise hamilelik ve doğum sırasında anneden bebeğe geçiştir. Mycoplasma enfeksiyonları çok nadir olarak cinsel ilişiki dışında etkilenmiş materyale tamas ile de bulaşabilir.

Belirtileri

Mycoplasma ve ureaplasma enfeksiyonları nadiren bulgu verirler. Çoğu zaman herhangi bir yakınmaya neden olmazlar ve sadece alınan kültürlerde üretilebilirler.

Her iki organzima da erkeklerde bel soğukluğuna bağlı olmayan ürethra enfeksiyonlarına neden olabilirler. Mycoplasmalar kadınlarda bu tür bir sorun yaratmazken ureaplasmalar kadınlarda da erkeklerdekine benzer problemler yaratabilir. İdrar yaparken yanma ve akıntı ürethra enfeksiyonlarının en önemli belirtisidir.

Böbrek enfeksiyonlarının da %5′inden mycoplasmalar sorumludur.

Mycoplasma ve ureaplasma kadınlarda tek başına vajinal enfeksiyona neden olmazlar. Ancak bunlar fırsatçı mikroorganizmalar olduğu için başka bir enfeksiyon örneğin gardnarella varlığında durumun daha da kötüleşmesine yardımcı olurlar. Fallop tüpü iltihabı olanların yaklaşık %10′unda rahim içinde ve tüplerde m.hominis izole edilmektedir.

Gebelikte ise plasenta ve amniyon zarında enfeksiyona neden olarak erken doğumlara yol açabilirler.

Daha nadir olarak yenidoğan bebekte doğumsal zaatürre, bakteremi ve hatta ölüme yol açabilecekleri bilinmektedir. Ancak bu çok çok nadir karşılaşılan bir durumdur.

Yine çok nadir olarak uzak bölgelerde eklemlerde ve solunum sisteminde iltihaba yol açabilirler. Ancak bu hastalıklar için risk grubunu bağışıklık sisteminde sorun olan kişiler oluşturmaktadır.

Mycoplasmaların sezaryen sonrası yara yeri enfesiyonuna da neden olabildiği bilinmektedir.

Genel olarak mycoplasma ve ureaplasmalar şu hastalıklara neden olabilirler.

*

Urethrit: Ürethra enfeksiyonu. İdrar yollarında mesane ile vücut dışı arasındaki bağlantıyı sağlayan yol. Erkekte penis içinde yer alırken kadında direk vajinanın üst kısmına açılır. İdrar buradan dışarıya atılır.
*

Pyelonefrit: Böbrek iltihabı
*

Pelvik iltihabi hastalık
*

Endometrit: Rahim içindeki endometrium dokusunun iltihabı
*

Koriyoamniyonit: Gebelikte rahim içinde görülen iltihap
*

Cerrahi yara enfekyionları
*

Eklem iltihapları
*

Yeni doğanda zatürree ve menenjit

Burada unutulmaması gereken çok önemli bir nokta yukarıdaki tüm durumların ortaya çıkmasında mycoplasmaların çok çok düşük bir olasılıkla ana neden olduğudur. Bu hastalıkların altında yatan neden çoğu zaman başka bir organizmadır.

Mycoplasma ve ureaplasmaların kısırlığa neden olup olmadıkları konusu tartışmalıdır. Direk olarak neden olmasalar bile örneğin pelvik iltihabi hastalık sonrası sekel olarak kısırlık ortaya çıkabilir.

Öte yandan erkeklerde sperm sayı ve hareketini bozarak çocuk sahibi olmayı güçleştirebilir. Düşük ve erken doğumlara neden olabilmesi nedeni ile tekrarlayan düşüklerin altında yatan nedenlerden birisi de mycoplasma enfeksiyonları olabilir.

Tanı

Mycoplasma ve ureaplasma enfeksiyonlarının tanısı şüphelenilen durumlarda alınan kültür ile konur.

Vajinal akıntısı, infertilite ya da tekrarlayan gebelik kayıpları, kronik pelvik ağrısı olan kadınlarda bu mikroorganizmalara yönelik kültürlerin de yapılması önerilir.

Tedavi

Mycoplasma ve ureaplasma enfeksiyonlarının tedavisi tıbbidir. Ancak penisilin ya da sefalosporinler gibi sıkça kullanılan antibiyotikler bu mikroorganizmalar üerinde etkili değildir. Çünkü adı geçen antibiyotikler bakterilerin duvar yapısını bozarak etki gösterirler. Oysa mycoplasmalarda hücre duvarı yoktur.

Tercih edilecek antibiyotiğe kültür sonucuna göre karar verilir. Kültürle birlikte yapılan antibiyogram testinde mikroorganizmanın hangi antibiyotiğe duyarlı hangisine dirençli olduğu araştırılır.

Ondört günlük tedaviyi takiben yeniden kültür alınarak enfeksiyonun geçip geçmediği kontrol edilmelidir. Devam eden ısrarcı enfeksiyon varlığında ikinci bir kür uygulanması gerekli olabilir.

Hastaların %90′ında tek kür tedavi yeterli olmaktadır.


Cinsel Bilginiz Ne Kadar Çok

Aralık 13, 2009

Türkiye’de cinsellik kültürü çoğu zaman yakın çevreden öğrenilen kulaktan dolma bilgilerle şekilleniyor. Siz de aşağıdakilerin doğru olduğunu sanıyorsanız hemen bunlardan vazgeçin..

BUNLARA ASLA İNANMAYIN!

• Erkekler duygularını belli etmemelidir.
• Başka şeylerde olduğu gibi cinsellikte de başarıya ulaşmak son derece önemlidir.
• Cinsel isteği erkek belirtmelidir.
• Erkekler cinsel ilişikiyi her zaman ister ve buna hep hazırdırlar.
• Tüm fiziksel yakınlaşmalar sevişmeyle sonlanmalıdır.
• Cinsel ilişki arzusunu belli eden kadın hafif biridir.
• Erkekler her zaman cinsel istek duyarlar.
• Yaşlanma cinsel isteği tamamen ortadan kaldırır.
• Menopoz cinsel isteği ortadan kaldırır.
• Kadınların cinsel isteği azdır.
• Sevişmek, cinsel birleşmedir.
• Sevişmek, cinsel organda sertleşmeyi gerektirir.
• İyi bir sevişme cinsel heyecanın sürekli tırmanması ve orgazmla sonlanması demektir.
• Cinsel ilişkiyi erkek başlatmalı ve sürdürmelidir.
• Uyarılmış erkek boşalmazsa zararlı olur.
• Dikkat başka yere çekilirse erken boşalma önlenebilir.
• İlk boşalmadan sonraki boşalmalarda erken boşalma sorunu olmaz.
• Sevişme, her zaman doğal ve kendiliğinden olmalıdır. Sevişmek hakkında konuşmak düşünmek veya hayal kurmak onu bozar.
• Sevişmeyi başlatan kadın ahlaksızdır.
• Her erkek her kadına nasıl zevk vereceğini bilmelidir.
• Sevişme ancak her iki tarafın birlikte orgazm olmasıyla güzeldir.
• Eşler birbirlerini sevdikleri takdirde sevişmekten nasıl zevk alacaklarını da bilirler.
• Cinsel ilişki içinde olan eşler içgüdüsel olarak diğer eşin ne düşündüğünü ve ne istediğini bilirler.
• Cinsel ilişki sırasında mastürbasyon yanlıştır.
• Erkek cinsel organında sertleşmenin kaybı eşini çekici bulmadığı anlamına gelir.
• Erkek veya kadın sevişmeye hayır diyemez.
• Sevişmede neyin normal olduğuna ilişkin belirli ve kesin kurallar vardır.
• Olgun kadın birleşmeyle orgazm olmalıdır.
• Güçlü erkekler üst üste birkaç kez sevişebilirler.
• Bir kez cinsel sorun yaşanırsa bu tekrarlayacak demektir.
• Erkek, cinsel organının büyüklüğü oranında zevk verir.
• Penisin vajinaya girişi zordur.
• İlk cinsel ilişki kadın için çok ıstırap vericidir. Kadın için tehlikeli olabilir.
• İlk cinsel ilişkide kan gelmezse kadın bakire değildir.
• İlk cinsel ilişkide ‘başarısız’ olan erkek, erkek değildir.
• Sürtünme ile kızlık zarı bozulabilir.
• Evlenmeden önce kızlık zarının bozulmaması için çok tedbirli olunmalıdır.
• Mastürbasyon ile kızlık zarı bozulur.
• Öpüşme, dokunma gibi yakınlaşmalarla hamile kalınabilir.


Cinsel Karakteriniz Ne

Aralık 11, 2009

Cinsel karakterinizi nasıl tanımlarsınız? Maceracı? Tutucu? Alınan alkol oranıyla değişkenlik gösteren? İşin aslı, her kadının içinde farklı arzular ve orgazmı tetikleyici sebepler taşıyan dört cinsel karakter vardır.

Vücudunuzun tensel ritmine kulak vererek, cinsel konularda gizli kalmış tüm potansiyelinizi ortaya çıkarmanız mümkün olabilir. Unutmayın, erkekler partnerlerinin isteklerini dile getirmelerini seksi bulurlar. Dilerseniz kontrolü ele alabilir, hatta sizi daha iyi anlamasını sağlamak için ilginç bilgilerle dolu olan yazımızı okumasını söyleyebilirsiniz.
Her kadının içinde farklı arzular ve orgazmı tetikleyici sebepler taşıyan dört cinsel karakter bulunur. Siz de yatak odasındaki tavırlarınızı düzenli bir şekilde değiştirerek seksi partneriniz ve kendiniz için çok daha zevkli bir hale getirebilirsiniz. Uzmanlara göre, bahsettiğimiz dört farklı karakter, aylık adet döngünüz ile bağlantılı.

Vücudunuzu dinleyerek seks konusunda kendinize birçok artı sağlayabilirsiniz. Örneğin seks, dürtülerinizi tatmin eder, stresinizi azaltır, karşı cinsle olan ilişkinizi kuvvetlendirir ve hatta kendinize olan güveninizi artırır. Her kadının adet döngüsü değişkendir. Birinin adet dönemi bir diğerinden daha uzun sürebilir. Ancak biraz pratik yaparak bir sonraki cinsel karakterinize bürünme zamanınızı önceden kolaylıkla tahmin edebilirsiniz.

Karakter 1: KRALİÇE ARI

Ne zaman: Adet döneminin 1. gününden 5. gününe kadar olan zaman aralığında.

İstek durumunuz: Harika seks yapabileceğiniz bir dönemdesiniz. Ancak bir nebze kontrollü olacağınız da kesin. Libidonuz en düşük seviyesinde olduğu için, seks dürtüleriniz vücudunuzdan çok beyniniz tarafından kontrol edilir. Fiziksel olarak zayıf olduğunuz bir dönemdesiniz. Bu nedenle bu günlerde tüm görevi partnerinizin üstlendiği pasif seks idealdir. Bu sizi birbirinize daha da yakınlaştıracaktır.

Neden: Hormonlarınız düşük seviyede olduğu için vücudunuz kimyasal olarak etkilenmez. Bu da libidonuzun neredeyse yerlerde süründüğü anlamına gelir. Ancak, bu dönemde duygularınız dengede olduğu için, sevgilinizle seks üzerine konuşabilir, sizi nelerin tahrik ettiğini ona açıkça anlatabilirsiniz. Sonuç olarak bu dönemdeki seks kişiliğiniz, hiçbir etki altında kalmaksızın, cinsel doğanızın çırılçıplak ortaya çıkmasını sağlar.

En iyi ön sevişme taktikleri: Özellikle adet döneminde seks yapmaktan kaçan kadınlar için, bu dönemdeki ön sevişme seksten daha önemli ve tatmin edicidir. Yakın ilginin anahtar kelime olduğu bu kişilik için, yavaş ve yoğun etkileşimler son derece önemli. Herhangi bir aksesuar ya da seks oyuncağının ise bu yakın ilgi çerçevesinde yeri yok. Partnerinizle beraber cinselliğinizin en derin sırlarını hem fiziksel hem de sözlü iletişimle ortaya çıkararak en büyük tahrik unsurunu ilişkinize taşıyabilirsiniz.

İdeal pozisyonlar: “Kraliçe Arı” orgazma yönelik en az güdüsü olan, buna karşın orgazma en fazla ulaşabilen kişiliktir. Uyuşuk ve beklentileri az olan seks türü onlar için her zaman tercih sebebidir. Zaten rahat olmak orgazmı tetikleyen faktörlerden biridir. Fazla çaba harcamayacağınız türde, örneğin misyoner veya kaşık pozisyonları sizin için idealdir. Seks ise, testosterondan ziyade, yakın ilgi ile yönlendirildiği için, ilişkinizi kuvvetlendirici bir etki yapabilir. Yalnızsanız bu zamanı flört etmek yerine dinlenerek geçirmeyi tercih edin. Ulaşılması zor kadını oynamanın tam zamanı, inanın kaybettiğiniz zamanı fazlasıyla geri alacaksınız.

Karakter 2: BAYAN SEKS

Ne zaman: Adet döngünüzün beşinci veya altıncı gününden başlayarak 14. güne kadar süren dönem.

İstek durumunuz: Eğlenceli ve oyunlarla zenginleştirilmiş seks isteyebilirsiniz. Özellikle de farklı yerlerde ve ayaküstü yapılanları.

Neden: Seks isteği ile karışan duygular, bu kişilik sürecinde arka planda kalır. Bunun sebebi vücudun bu dönemde testosteron ile dolu olmasıdır. Tatmin güdüsünü harekete geçiren östrojen hormonu da bu günlerde oldukça yüksek seviyelerdedir. Bu nedenle, ön sevişmeyi atlayıp hemen harekete geçmemeniz için hiçbir sebep yok. Uzmanların da belirttiğine göre, kendinize olan güveniniz cinsel açıdan yüksek olduğu için beyniniz ihtiyaçlarınızı ifade etmenizi kolaylaştırır.

En iyi ön sevişme taktikleri: Ön sevişmeden kaçınmak isteyebilirsiniz ancak unutmayın ki, heyecanı ne kadar artırırsanız orgazmlarınız da o derece yoğun olur. Ön sevişmeye onunla seks yapamayacağınızı bildiğiniz zaman başlayın. Kendinize olan güveniniz sayesinde sevgilinizle farklı ortamlarda flört ederek hayallerinizi gerçekleştirebilirsiniz.

İdeal pozisyonlar: Hem mekân olarak hem de fiziksel anlamda çeşitlilik yapmalısınız (uzun zamandır planladığınız o şehvetli hafta sonunu gerçekleştirmenin tam zamanı). Bu kişilik seksin duygusal değil fiziksel yanını arzular. Vücudunuzu keşfederek her türlü pozisyonu denemelisiniz. Görsel duyularınızın oldukça yüksek olduğu bu dönemde yakınlarınızda bir ayna bulunması da artı bir özellik olabilir.

Karakter 3: TENSEL TANRIÇA

Ne zaman: Adet döneminizin 15. ile 21. günleri arasında kalan yumurtlama dönemi sizi bir tanrıça yapabilir.

İstek durumunuz: Bol fiziksel temas içeren romantik bir sekse ihtiyaç duyduğunuz bu dönemde yatakta işleri yavaştan almak isteyebilirsiniz. Hafifçe üzerinize vuran bir güneş ışığının altında, bol öpüşmeli yumuşak bir sevişme hayal edin.

Neden: Çünkü bir önceki haftanın seksi kadını yerini, ilgiye muhtaç bir kişiliğe bırakıyor. Hormonal öncelikler yer değiştiriyor çünkü biyolojik olarak vücudunuz hamile olmanızı umuyor (olmasanız bile). Cinsel açıdan daha atak olmaktan korkmayın. Bu yeni halinizi benimseyin. Partnerinizin koruyuculuğunu istiyorsanız tensel ve yumuşak bir seks sizin için ideal.

En iyi ön sevişme taktikleri: İçinde bulunduğunuz hormonal durum tüm duyularınızı harekete geçiriyor. Bu sebeple uzun temaslar ve farklı sıcaklıklar içeren sekse ihtiyaç duyarsınız. Kadınlığınızı ön plana çıkaran her şey sizi tahrik eder. Siz, serin bir yatak örtüsüne sarınmış vaziyetteyken, erkek arkadaşınızdan kalçalarınıza veya göğüslerinize hafifçe dokunmasını isteyin. Sevgiliniz sizi parmaklarıyla sarıp orgazm olmanızı sağlarken, siz de onu yoğun öpücüklere boğabilirsiniz. “Bayan Seks” döneminden daha tutucu bir döneme geçiş yaparken, yatakta daha farklı giyinebilir veya parfümünüzü değiştirmeyi deneyebilirsiniz.

İdeal pozisyonlar: Partnerinizle kendinizi rahat hissettiğiniz bir yerde seks yapmayı tercih edeceksiniz. Erkek arkadaşınızın vücudunuzun her noktasına rahatça dokunabildiği tüm pozisyonlar sizi tahrik etmeye yetecektir. Orgazm olma kapasiteniz düşük ancak üzülmeyin. Kendinizi içinde bulunduğunuz tensel yakınlığa odaklanmaya teşvik edin. Vücudunuzdaki romantik düşüncelere ilham kaynağı olan dopamin seviyeleri de yüksek olduğu için seks sırasında romantik oyunlara yer verebilirsiniz. Bu kişilik özellikle ikinci buluşmalar açısından oldukça faydalı olabilir. Uzun süreli bir ilişki yaşayabileceğiniz kişiyi bu dönemde kolayca seçebilir ve dişiliğinizi kullanarak karşınızdaki erkeğin içindeki sahip çıkma hissine istediğiniz gibi hitap edebilirsiniz.

Karakter 4: ATEŞLİ KADIN

Ne zaman: Adet döneminizin 22. ile 28. günleri arasında kalan zaman dilimi.

İstek durumunuz: İddialı ve cesur, kısacası düşünmeden yapılan seks, bu dönemdeki ateşli kişiliğinizi tatmin eder. Adet olmadan önce kendimizi nasıl saldırgan hissettiğimizi bir düşünün. Bu kişilik de aynı şekilde hisseder ancak bunun pozitif yönlerini yatağa taşır. Spontan şekilde yapılan seks, sizi bu dönemde stresten kurtaracak en önemli faktördür.

Neden: Uzmanlara göre östrojen seviyesinin düşmesi antisosyalliğe ve bu da adet dönemi öncesi hissettiğiniz karamsar duyguların oluşmasına sebep olur. Ancak yine bu dönemde östrojen tarafından korunmayan testosteron seviyeniz yükselir. Bu nedenle, ağır basan egonuz, ilkel ve basit zevklerle tatmin olmaya hazırdır. En derinde yatan fantezileriniz ortaya çıkar. Yatıştırıcı görev üstlenen projesteron hormonunun seviyeleri de yüksektir. Bilinçaltınızı ve hayal gücünüzü etkileyen bu hormon erotik fikirlerin ortaya çıkmasını sağlar. Kendinizi yalnızca hayal kurarak bile tahrik edebilirsiniz.

En iyi ön sevişme taktikleri: Sizi günlük stresin etkilerinden kurtaracak ve ilkel benliğinizden kaynaklanan her şey şehvetli bir seksle sonuçlanabilir. Adrenalinle beslenen ve hayal gücüne sahip bir ön sevişme bu dönemde harika etki yapabilir. Örneğin gözlerinizi bağlayabilir, partnerinizin size kuvvetli dokunuşlarla masaj yapmasını isteyebilirsiniz. Sınırları zorlamak, olumsuz duygularınızın yoğun tahrik unsurlarına dönüşmesini sağlar. Bu aşamada en hassas bölgeleriniz olan klitorisinize ve göğüs uçlarınıza odaklanın.

İdeal pozisyonlar: Daha önce yapmak istediğiniz ancak cesaret edemediğiniz pozisyonları uygulamanın tam zamanı. Uygulamaya geçmeden önce bunları partnerinizle tartışmayın çünkü beyniniz sizi vazgeçirmeye çalışabilir. Kendinizi rahat bırakmayı denemelisiniz. Seks sonrası için de bir planınız olmalı. Aksi takdirde performansınızı incelemek zorunda kalabilirsiniz. Uzmanlar adet öncesi yaşadığınız gerginliği sekse yöneltmenizi öneriyorlar. Cinsel açıdan tatmin olmanız, hissettiğiniz negatif duyguların kolayca yok olmasını sağlar. Yalnızsanız, etrafa oldukça vamp bir kadın görünümü sergilersiniz. Ancak bu dönemde size çekici gelen, sıradışı ancak pek de güven vermeyen erkeklere karşı dikkatli olmanızda fayda var. Ayrıca içkiden de uzak durun. İçki tüketimi, ertesi gün pişman olacağınız mesajlar göndermenize sebep olabilir.


Cinsel Fanteziler

Aralık 10, 2009

Sevgilinizle asansörde seviştiniz mi hiç? Eve servis getiren pizzacıyla banyoda küçük bir kaçamak yaptınız mı? Söyleyin bakalım, zaman zaman da olsa hiç aklınızdan böyle fanteziler geçmez mi?

Fanteziler neden önemli?

Cinsel isteği ve motivasyonu olan her insan genellikle cinsel fantezilere gereksinim duyuyor. Çünkü fanteziler cinsel yaşamdaki heyecanı yoğunlaştırmaya veya doyuma daha kolay ulaşılmasına yardımcı oluyor. Örneğin erkekler, ereksiyon güçlüğü yaşadıklarında sertleşmeyi sağlayabilmek, kadınlar da orgazma daha kolay ulaşabilmek için cinsel fantezilere ihtiyaç duyabiliyor. Bunların yanı sıra, mastürbasyon sırasında da psikolojik ve fiziksel olarak uyarılmak için her iki cins tarafından sık sık cinsellikle ilgili fantezilere başvuruluyor. Ayrıca, fanteziler yaşanılanların sonuçları hakkında tasalanmaksızın yeni cinsel senaryolar denenmesini olanak sağlıyor. Çünkü fanteziler her açıdan insanın kendi denetimi altında gerçekleşiyor. Bu tür hayaller kişinin kendisini tehlikeye atmadan ya da reddedilme kaygısı taşımadan farklı insanlar ve durumlar keşfetmesini mümkün kılıyor…


Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.